6 Aralık 2019 Cuma

Tarım Kredi'den üreticiyle tüketici arasında 'köprü' olacak model

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Poyraz, üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görecek bir model kurmaya çalıştıklarını belirtti.
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görecek bir model kurmaya çalıştıklarını belirterek, "Aradaki aracıların sayısını mümkün olduğu kadar azaltarak üreticiden aldığımız ürünü işleyerek veya işleterek marketler vasıtasıyla doğrudan tüketicimize ulaştıracağız." dedi.

Poyraz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin en büyük çiftçi ailesi olan Tarım Kredi'nin, çiftçilere tarımsal girdileri uygun fiyatlı sağlarken ürünleri tüketiciye ulaştırma noktasında da sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman bakanlıklarıyla koordineli hareket ederek çiftçilerin maliyetlerinin düşürülmesi için uygun kredi kaynakları sağlamak adına çalışmalar yaptıklarını belirten Poyraz, üretici ortaklardan ürünlerinin alınıp işlenmiş halde pazara taşınması için de çalışmalarını hızlandırdıklarını aktardı.

Poyraz, üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görecek bir model kurmaya çalıştıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Doğrudan üreticiden aldığımız ürünleri kendi tesislerimizde işliyoruz. Bir ürünle ilgili herhangi bir altyapımız yoksa da illaki o altyapıyı yaptıralım diye bir iddiamız yok. O zaman düşük kapasitede çalışan, atıl kapasitesi olan sanayicilerimize gidip, 'Biz ortaklarımızdan şu ürünleri alıyoruz. Bunu bize şu standartlarda mamul madde haline getirir misin?' diyoruz. Mesela bu sene 30 bin ton salçalık domatesi aldık, bir sanayiciyle anlaştık. Bu şekilde 50'nin üzerinde tedarikçimizle çalışmaya başladık. Yani aradaki aracıların sayısını mümkün olduğu kadar azaltarak üreticiden aldığımız ürünü işleyerek veya işleterek marketler vasıtasıyla doğrudan tüketicimize ulaştıracağız."

"Piyasayı fiyat ve kalite noktasında standarda getirelim"
Piyasanın tamamına hakim olma hedeflerinin olmadığının altını çizen Poyraz, "Buradaki temel misyonumuz, biz piyasanın hem üretici hem tüketici tarafında belli bir büyüklüğe gelelim. Piyasayı hem fiyat noktasında hem de kalite noktasında belli standarda getirelim, regüle edelim, insanlar bizim ürünlerimizle hem kalite hem fiyat anlamında kıyaslama imkanı bulsun. Buna bağlı olarak da bizimle aynı sektörde faaliyette bulunan diğer firmalarda fiyat ve kalite anlamında biraz da kendilerine çeki düzen versinler." değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Tarım Kredi'nin ürünleri yaklaşık 26 bin markette satılıyor. Tarım Kredi market sayını 500'e çıkarmayı hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Yerelden kalkınmayı sağlayacağız

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay,"Muhtarlarımız derse ki 'Ben kendi köyümü de organize ederim, kendi köyümde de bunu yaparım', trüf ormanıdır veya bal ormanı, 'Bir araziyi buna tahsis ederiz' derse kamu olarak biz de katkı veririz." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yerel kalkınma noktasında kamu olarak her türlü desteği verdiklerini söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığınca, Çekerek ilçesindeki Çekerek Barajı'nın etrafında oluşturulan trüf ormanı ve trüf mantarının tanıtım programına katılan Oktay, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey'den bilgi aldı.

Türkiye'yi yeşillendirmeye devam ettiklerini belirten Oktay, barajların bulunduğu bölgede yerel kalkınmanın da dinamiklerinin olması gerektiğini dile getirdi.

Oktay, barajların etrafının gelir getirici kaynaklara dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları ifade etti:

"Bugün yapacağımız trüf mantarı dediğimiz sadece bunun bir örneği. 100 avro ile 300 avro arasında kilogramını satıyoruz. 100 dönümlük bir araziye dikim yapıyoruz ama asıl şey şu, kendi haline gelene kadar Genel Müdürlüğümüz bunun bakımını üstleniyor, verim almaya başladığımızda da bölge halkına kura usulü ücretsiz dağıtılacak. Amacımız bunun ücretsiz dağıtılması değil, bunun olabilirliğini göstermek."

Bu işi yapmak isteyen köylülere yüzde 65'e kadar teşvik verileceğini anlatan Oktay, işletme döneminde de işçilik boyutunda da teşviklerin süreceğini söyledi.

"Yerelden kalkınmayı sağlayacağız"
Bu tür projelerle yerelden kalkınmanın amaçlandığını vurgulayan Oktay, muhtarlara şöyle seslendi:

"Burada bir ilçede konuşuyorum ama tüm Türkiye'ye sesleniyorum: Muhtarlarımız derse ki 'Ben kendi köyümü de organize ederim, kendi köyümde de bunu yaparım.', trüf ormanıdır veya bal ormanı, 'Bir araziyi buna tahsis ederiz.' derse kamu olarak biz de katkı veririz. Bu şekilde yerel kalkınma boyutunu uyguluyoruz. Artık yerelin üretmeye başlaması, yerelden kalkınmayı sağlıyor olmamız gerekir, dediğimiz şey bu.

Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla ısrarla 'Yerelden kalkınma olmazsa ulusal anlamda kalkınmayı başaramayız.' diyoruz. 2023 hedefleri dediğimiz şey, asla geri adım atmadığımız şey bu. Biz 2023 rakamlarını ya yakalayacağız ya yakalayacağız. Onun için de eğer 500 milyar doları yakalayacaksak benim Çekerek'te yereldeki vatandaşım balını üretecek, markasını yapacak ve bunu satacak. Trüf mantarı yetişiyor madem, bunu yapacağız. 100 avro, 200 avro, 300 avro az bir rakam değil. Bunu ihraç ettiğimiz zaman bu mümkün. Bu projenin bölgesel anlamda turizme katkısını da göreceğiz. Muhteşem bir proje, ilçemize hayırlı olsun."

Kuruyan her fidanın yerine yenisinin dikildiğini anlatan Oktay, Türkiye'de dikilen her 100 fidandan 85'inin tuttuğunu ama bunu artırmak istediklerini sözlerine ekledi.

30 Kasım 2019 Cumartesi

Gıda Komitesi toplantısı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Twitter'dan yaptığı paylaşımda Gıda Komitesi toplantısını gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Bakan Albayrak, "Gıda Komitesi toplantımızı gerçekleştirdik. Sera üretimine güçlü katkı sağlayacak SERA A.Ş.'nin çalışmaları, sulama altyapı projeleri ve Girdi Finansman Sistemi başta olmak üzere gıda enflasyonu ile mücadeledeki yapısal adımlarımızı ele aldık." açıklamasında bulundu.


Tarım Kredi Kooperatifleri Sera A.Ş.

Tarım Kredi Kooperatifleri Sera A.Ş.

HAKKIMIZDA
Tarım Kredi Kooperatifleri Sera A.Ş. 28.05.2019 tarihinde Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği iştiraki olarak Ankara’da kurulmuştur.

Sera A.Ş. yeni ekonomik programın yapısal dönüşüm adımları kapsamında; mevsimsel şartlar, dış etkenler ve arz-talep dengesizliğinden kaynaklı piyasa dalgalanmalarına çözüm oluşturmak ve tüketicilerin sağlıklı ürünlere erişiminin kolaylaştırılması amacıyla, örtü altı üretim kapasitesini artırmak için teknolojik ve verimli seralar kurmaktadır.

VİZYON
Örtü altı yetiştiriciliğinde teknolojik seralar kurarak üretim miktarını arttırmak, girdi maliyetlerini düşürmek, üreticiye daha fazla kazanç sağlamak, tüketicilerin sağlıklı, taze ve uygun ürüne erişiminin sağlamak.

MİSYON
Jeotermal alanlarda teknolojik sera kurulumu yapmak, jeotermal seralar sayesinde verim artışını sağlamak.
Arz-Talep dengesizliğinden kaynaklı piyasa dalgalanmalarına çözüm oluşturmak
Üreticiler ile sözleşmeli üretim yapmak ve bu sayede;
Üreticinin tohum, fide, gübre, ilaç gibi girdilerini temin etmek

Üreticinin hasat ettiği tüm ürünü almak

Üreticiye daha fazla kazanç sağlamak

 Üretim sürecince bitki besleme ve zirai mücadeleyi kontrol altında tutmak, sağlıklı ürünler yetiştirmek.
Hasattan elde edilen ürünlerin gıda laboratuvarlarında analiz ettirmek.
Tüketicilere sağlıklı ürünler ulaştırmak
Hasattan elde edilen ürünü kendi tesislerimizde hızlı, doğru ambalajla ve tazeliği ile tüketiciye uygun fiyattan sunmak.

http://www.tksera.com.tr/hakkimizda



28.11.2019
--
Sera A.Ş. görücüye çıktı

19 yıldır Antalya'da düzenlenen ve Türk tarımını uluslararası pazarlarla buluşturan Growtech 19. Uluslararası Sera, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Ekipmanları Fuarı kapılarını açtı. Fuat bu yıl TK Sera A.Ş. bin faaliyetlerinin tanıtıldiği yer olarak da önem kazandı.

130 ÜLKE 90 BİN KATILIMCI

Etkinliğe 130 ülkeden katılımcı ve 32 ülkeden tarım markası katılıyor. Hollanda, İspanya, Çin, Güney Kore, Mısır ve Afrika, milli katılımla yer alarak, ülke bazında temsil ediliyor.

GROWTECH'TE TANITILDI

Growtech Fuar Direktörü Engin Er, "Türk tarımının global markası ve dünyanın en büyük örtüaltı (seracılık) tarım sektörü fuarı olarak, Türk seracılığının geleceği için üreticilere profesyonel bir bakış açısı ile yeni fırsatlar sunacak Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki olan TK Sera A.Ş.'nin ilk defa Growtech'te kamuoyuna tanıtılması bizi çok gururlandırdı. TK. Sera A.Ş'nin sektör ve ülke ekonomimize çok şey katacağına inanıyoruz" dedi.

Fuarın ilk gününde gerçekleşen Alım Heyeti Programı ve TK SERA A.Ş. Bitkisel Üretim ve Girdi Müdürü Dr. Sedat Çıtak tarafından Growtech Konferans Alanı'nda gerçekleştirilen "Sözleşmeli Üretim" başlıklı konferans büyük ilgi gördü.



--
10.04.2019

Devlet, sera üretimine giriyor. SERA A.Ş. kurulacak

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacağını açıkladı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi'nde, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında ortaya konulan hedefler doğrultusunda hayata geçirilecek olan 'Yeni Reform Paketi'ni açıklıyor...

TARIMDA MİLLİ BİRLİK PROJESİ

Tarımda milli birlik projesi Mayıs'ta devreye giriyor. Taze meyve sebze pazarında dengeleyici unsur olması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacak. Verilecek desteklerle 47 milyon olan küçükbaş hayvan varlığımız 4 yıl içinde 100 milyona yükseltilecektir. Sera A.Ş.'ye 2 bin hektar arazi tahsisis yapılacak. Bunun orta vadade 5 bin hektara yükseltilmesi sağlanacak. Orta vadede, sera altı üretimin yüzde 25'i burada yapılacak


4 Kasım 2019 Pazartesi

Ispanak zehirlenmesine neden olan atropin nedir?

Ispanak zehirlenmesi iddiaları üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şu ifadeler yer alıyor:

"Zehirlenmeye ıspanaklara karışan patlıcangiller familyasından, atropin scopalamin içeren yabancı otların neden olduğu yapılan analizlerle ortaya çıktığı görülmüştür. İl Müdürlüğümüze ulaşan tüm ihbarlar değerlendirilmekte, konuyla ilgili değişik ilçelerimizden sağlık kuruluşlarına başvuranların ıspanak satın aldıkları işletmeler, resmi kontrole tabi tutulmakta, numune alınmakta ve alınan numuneler laboratuvarlara gönderilmektedir. Halkımızın tüketecekleri tüm gıdaları olduğu gibi, yeşil sebzeleri de dikkatlice kontrol ederek, yabancı otları ayırt etmeli ve çok iyi şekilde temizledikten sonra tüketmeleri gerekmektedir."

Atropin nedir?

Atropin, Atropa belladonna (güzelavrat otu) adlı bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Antikolinerjik yapıdadır. Tıpta çok değişik kullanım alanları vardır.

Güzel avrat otu, aslında ismini ülkemizdeki insanlar tarafından almış, bir bitkidir. Birçok faydası olmasına rağmen insanlar tarafından çok fazla kullanılmayan bu otun üzerinde meyvelerde vardır. Küçük küçük kiraza benzer meyvelerin rengi siyahtır. Bu nedenle görünüşüyle ilgi çeken bir ottur. İlk zamanlar üzerinde mor renklerde çiçekler açan güzel avrat otu, zaman geçtikçe çiçeklerini meyveye dönüştürerek farklı bir görünüm alır.

Bu bitkinin asıl adı, Atropa Belladonna olarak bilinir. Yaklaşık olarak ortalama 1,5 metreye kadar uzanan bu bitki aslında zehirli bir bitkidir. İşte insanların bu otu çok fazla bilmemelerinin nedeni de bu şekilde zehirli bir bitki olmasıdır. Çünkü bu bitkiler yanlış kullanımlarda ya da doz aşımlarında direk olarak zehirli etkisi ile insanlarda problemlere neden olur.

Güzel avrat otunun kokusu bazı insanlar tarafından sevilse bile bazı insanlar tarafından beğenilmez. Tıbbi olarak güzel avrat otu bilimsel çalışmalar ile ilaç sanayinde kullanılmaktadır. Bu nedenle amatör kullanımlar için güzel avrat otunun kullanılması son derece tehlikelidir.

Atropinin kullanımında sıkça görülen rahatsızlıklar:

Ağız kuruluğu, görmede bulanıklık, siklopleji, midriazis, fotofobi, anhidroz, idrar tutukluğu, idrar retansiyonu, taşikardi, çarpıntı ve kabızlıktır. Daha seyrek olarak intraoküler basınç artması, tat duygusu kaybı, başağrısı, başdönmesi, uyuklama, yüzde kızarma (flushing), insomnia, bulantı, kusma, karında şişkinlik, deri alerjisi başlıca şikayetlerdendir.

Derhal doktora başvurun!

Bu ot insanlarda zehirli etkiler göstermeye başladığında ilk olarak kişilerde baş ağrısı uyku hali meydana gelir. İlerleyen zamanlarda ise yavaş yavaş susuzluk hissi ile birlikte sayıklama gibi durumlar ortaya çıkar. Eğer sizlerde de bu gibi belirtiler meydana gelir ise acilen uzman bir doktora görünerek meydana gelebilecek olan sorunları engelleyebilirsiniz.


‘Zehirli ıspanağın’ sırrı çözüldü!

İstanbul'da zehirleyen yabancı otların karıştığı ıspanağın Ankara'dan getirildiği belirtildi. Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, İstanbul ve Tekirdağ'da zehirlenmelere yol açtığı iddia edilen ıspanağın gönderildiği tarlalarda inceleme yaptı.
İstanbul ve Tekirdağ’da bazı kişilerin ıspanak yemesinin ardından zehirlenme şüphesiyle hastanelere başvurdu. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yaptığı açıklamada “Zehirlenmeye ıspanaklara karışan yabancı otların neden olduğu analizlerle ortaya çıkmıştır” açıklamasında bulundu. Hastaneye başvuranların büyük bölümü Esenyurt’taki marketlerden alış veriş yaptığını belirtti. O marketlerden birinin sahibi açıklamalarda bulundu.

Kamuran Aydemir, “Biz bu ürünü yıllardır satıyoruz, bu ürünü bizim çiftçimiz üretiyor, ürünle alakalı hiçbir sıkıntı yok. İnsanlar bunu canı gönülden tüketebilir. Bu bölgesel bir yerde ya bir ürünü pişirirken ya kaynatırken sıkıntı oluşmuş olabilir. Bence oraya odaklanmakta fayda var. Bütünüyle ürünü hedef almayı doğru bulmuyorum ben. Hepsi tarlalardan geliyor bunun ne zehirlemesi olabilir” dedi.

“MARKETTE HEPİMİZ YEDİK BUGÜN, DAHA DİNÇİZ”

Aydemir, Bayrampaşa Yaş Meyve ve Sebze Hali’nden aldığı ıspanağın faturasını göstererek, “Biz fatura ile alıyoruz, fatura ile satıyoruz. Bu tarladan geliyor, bunun takip sistemini ben çok bilemiyorum. Benim tek bildiğin; tarladan hale gelir, halden de biz faturayla alırız. Ama nereden geldiğini, takip sistemini bilemiyoruz. Biz bugün özellikle yedik çünkü öyle bir şey yok, olamaz. Markette hepimiz yedik bugün. Üründe sıkıntı yok” dedi. Bu arada markette satılan ıspanağın içinde farklı otlar olduğu kameralara yansıdı.

ANKARA’DAN GETİRDİM

Market sahibinin işaret ettiği Bayrampaşa’daki komisyoncu ise kameralara konuşmak istemedi. Muhabirlere telefonla bilgi veren komisyoncu ıspanakların büyük bölümünü Ankara Beypazarı’ndan aldığını kaydetti.

Beypazarı’nda bulunan ıspanak tarlaları, 30 yıldır İstanbul, Ankara ve diğer illerin ıspanak ihtiyacını karşılıyor. Beypazarı'ndan İstanbul'a gönderilen ıspanak tarlalarında incelemelerde bulunan Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, açıklamalarda bulundu.

‘PITIRAK’ DENEN ‘ŞEYTAN ELMASI’ OTU

Ateş, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün yaptığı açıklamanın ardından ot bulunan tarlaya gittiklerini belirterek, “Tarlanın son kısmında az bir yerde yerel ağızda ‘pıtırak’ denen ‘şeytan elması’ otu, karışma ihtimali var; ancak başka bölgelerde sorunumuz yok. Bu alan 6 dekar, sadece yaklaşık 100 metrekare yabancı otlar var. Toplamda 15 bin ton ürün çıkar, 150-200 kilonun içine karışmış olabilir. Daha önce başımıza böyle bir şey gelmedi. Yaklaşık 50 yıldır ıspanak üretiyoruz. Yılda 40 bin ton civarında üretim yapıyoruz. Bahsedilen ot ıspanakla biraz benzer; ama toplu olduğu zaman ayırt edilebilir. Tek başına ıspanağa benziyor. Bizim burada halk arasında ‘pıtırak’ dediğimiz bir ot. Bizim başımıza gelen bir şey değil. Bu olaydan sonra dikkat ettik. Şu anda yoğun bir hasat dönemindeyiz. Gönül rahatlığıyla insanlarımız yiyebilir. Büyük bir ihtimalle sınıra yakın bir yerde tek tük ıspanağın içinde çıkmış, yabancı işçiler karıştırmış olabilir. Nasıl denk geldi bilmiyoruz” diye konuştu.

“BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR”

İlk defa ıspanaktan zehirlenme vakasını duyduklarını söyleyen ıspanak üreticisi İbrahim Coşkun da “Konu ıspanak mı, ot mu ortada bir bilgi kirliliği var. Ben ıspanaktan olduğunu düşünmüyorum. Buradan giden tonlarca ıspanak var. 44 kişi mi zehirlenecek? Ben ıspanaktan olacağını düşünmüyorum. 30 yıllık ıspanak üreticisiyim. İlk defa ıspanaktan zehirlenme duyuyorum” dedi.

19 Ekim 2019 Cumartesi

Modern sulama tarımda verimliliği artırıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, modern sulamayla tarımda sağlanan verim artışlarının, üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerini doğrudan ve dolaylı olarak artırdığını belirtti
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin kazançlarını artırmaya ve ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyor.

Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, modern sulamayla tarımda sağlanan verim artışlarının, üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerini doğrudan ve dolaylı olarak artırdığını belirterek, "Şanlıurfa'da bu sene yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatlarıyla ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon lira katkı sağlandı." bilgisini paylaştı.

Pakdemirli, GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri projelerle suyla buluşturmaya devam edeceklerine dikkati çekerek, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Elmasıyla meşhur Yahyalı'dan kenevir atağı

Deneme amacıyla ekilen kenevirden yüksek verim alınan Türkiye'nin önemli elma üretim merkezlerinden Kayseri'nin Yahyalı ilçesinin "kenevir üretim merkezi" olması hedefleniyor
Türkiye'nin önemli elma üretim merkezlerinden Kayseri'nin Yahyalı ilçesinin otomobil sektöründen ilaç sanayisine kadar birçok alanda kullanılan ve ilçede bu yıl ilk defa hasadı yapılan kenevirde merkez olması hedefleniyor.

Daha önce görev yaptığı Samsun Vezirköprü'de yetiştirilen kenevirin Yahyalı iklimine ve toprak yapısına uyum sağlayabileceğini fark eden Kaymakam Yunus Emre Altıner, bu durumu çiftçilerin lehine çevirebilmek için harekete geçti.

Kaymakamlık tarafından kenevir yetiştiriciliğiyle ilgili toplantılar düzenlenen ve çeşitli çalışmalar yapılan ilçede deneme amacıyla bir çiftçi kenevir ekti.

"İlk yıl olmasına rağmen verim çok iyi"

Yahyalı Kaymakamı Altıner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla kenevir ekim alanlarının yaygınlaştığını söyledi.

Ekim alanı içerisinde bulunan ve kenevir üretimine uyum sağlayan Yahyalı'da kenevir yetiştiriciliğini denemek istediklerini belirten Altıner, şunları kaydetti:

"Bu yıl deneme amaçlıydı. Gerçekten buranın toprak yapısı ve ikliminin buna uygun olduğunu fark ettik. İl Tarım Müdürlüğü ve Valiliğimizin kontrolünde önümüzdeki yıl biraz daha yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Kameralarla ve 7 gün 24 saat nöbet tutmak esasıyla kontrol etmek istiyoruz. Kenevir, ülkemizde ve dünyada gelişmekte olan bir ürün. Biz ilçemizin de bu üründen kendisine düşen payı almasını istiyoruz. İlk yıl olmasına rağmen verim çok iyi. Ufak tefek eksiklerimiz oldu ama ondan ders aldık. Önümüzdeki yıl daha kontrollü bir şekilde ekim yapacağız. Çok gelir getirici bir ürün"

Altıner, yılda 5 sulamayla kenevirin en iyi seviyeye ulaşabildiğini ve toprağı temizleyen güçlü bir ürün olduğunu dile getirdi.

25 çiftçiye çıkarılacak

Kenevir ekiminin kontrollü bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizen Altıner, şöyle devam etti:

"Burası elmayla kirazıyla meşhur bir ilçemiz ama ürün çeşitliliği anlamında keneviri de denemek istiyoruz. Bu yıl bir çiftçimize örnek olması anlamında izin verdik. Önümüzdeki yıl yaklaşık 25 çiftçimize ortalama 15-20'şer dönüm arazilerde ekim izni vermeyi düşünüyoruz. Bu tabi stratejik bir ürün olduğu için çok kontrollü ve sistemli bir şekilde yapılması gerekiyor."

Otomobil sektöründen ilaç sanayisine kadar birçok alanda kenevirin kullanıldığına dikkati çeken Altıner, ekim alanları çoğaldıkça hem ülkenin hem de dünyanın belirli ihtiyacını karşılayabilecek bir aşamaya gelinebileceğini belirtti.

"Burası bir kenevir merkezi olabilir ama bunu kontrolsüz bir şekilde yapmak istemiyoruz." diyen Altıner, "Her alana ruhsat ve izin vermek istemiyoruz. Kontrol edebileceğimiz ve toprağın veriminin, ikliminin uygun olduğu alanlarda düşünüyoruz. 'Neden?' Hem çiftçimizi korumak istiyoruz hem de kötü niyetli insanlara fırsat vermek istemiyoruz." şeklinde konuştu.

Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk de çiftçiye ek bir gelir olacağı için mutlu olduklarını ifade etti.

Çiftçi Reşit Özcan ise deneme amacıyla 10 dönüme kenevir ekimi yaptığını ve hasadın çok iyi olduğunu söyledi.

Yahyalı çiftçisine ek bir ürün olduğunu aktaran Özcan, "Şu an sadece kenevirin sapını sattığımız da bile çiftçi olarak bizi tatmin ediyor. Bizim için tohum ekstra gelir." dedi.

3 Ekim 2019 Perşembe

Bayer: Kenevir korkusunu hala aşamıyoruz, tütüne alternatif olabilir

Yalçın Bayer, bugünkü yazısında yazar İsmail Tokalak'ın 'sanayi keneviri' konusundaki görüşlerini aktardı ve kenevir üretimi hakkında "Yeni yatırım fırsatları yanında ülkemizde tütün yetiştiriciliğine alternatif de olabilir" ifadelerini kullandı.
Yalçın Bayer, bugünkü yazısında Türkiye'de 'sanayi keneviri' üretimi konusuna değindi. 

'Sanayi keneviri' konusunda yaptığı çalışmalarla bilinen araştırmacı yazar İsmail Tokalak'ın görüşlerini de aktaran Bayer, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"İsmail Tokalak sanayi kenevirinin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu, bu ürünün hem çiftçiye hem ülkenin sanayisine çok büyük katkıda bulunacağını belirtirken, bir an önce filizi ve yaprağının işlenmesi ve ticaretinin önündeki yasağın kaldırılması gerektiğine dikkat çekti. Tokalak, Türkiye hariç dünyada böyle bir yasağın olmadığını, sanayi kenevirinin filizi ve yaprağında etkisi olmayan eser miktarda narkotik olduğunu, bu yasağın bilgi eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. Ayrıca dünyanın büyük sigara firmalarının bunun yaprağından sigara yapıp sağlıklı sigara diye sattıklarına dikkat çekti."

Bayer ayrıca, kenevir üretimiyle ilgili olarak "Yeni yatırım fırsatları yanında ülkemizde tütün yetiştiriciliğine alternatif de olabilir" dedi.

6 Nisan 2019 Cumartesi

70 bin ton sütün yüzde 30’u kahve dükkânlarına

31 Mart 2019, Pazar
ŞELALE KADAK

Bizi yönetenleri seçmek üzere demokratik hakkımızı kullanarak bugün bir kez daha sandık başına gidiyoruz. Artık eskisi gibi sonuçlar için geceler boyu beklemeye de gerek yok. Sandıklar kapandıktan, oy sayma işlemi bittikten hemen sonra sonuçlar da belli olmaya başlıyor.
Çayını, kahvesini alan herkes böylesi önemli bir günün akşamında genelde televizyonun karsışına kuruluyor ve takip ettiği tv kanalından seçim sonuçlarının değerlendirmesini dinlemeye koyuluyor.
Hazır siz bugün daha çok kahve ve çay tüketiyorken, Türkiye'nin en büyük süt üreticilerinden biri olan SEK'in sahibi TAT Gıda'nın CEO'su Arzu Aslan Kesimer ile yaptığımız sohbetten kesit sunmak istedim. Çaydan, kahveden süte nasıl geldiğimi merak ettiğinizi biliyorum. Şöyle ki Kesimer, SEK'in yılda sattığı yaklaşık 70 bin ton sütün yüzde 30'unun kahve dükkânlarına gittiğini söylüyor. Kahve dükkânlarına yapılan satışın yaklaşık yüzde 5'i günlük, yüzde 10'u da laktozsuz sütten oluşuyormuş. Nielsen verilerine göre Türkiye'de laktozsuz süt tüketimi 2017'de yüzde 94 gibi rekor oranda ve 2018 yılında ise yüzde 28 oranında artmış.
Arzu Aslan Kesimer, Türkiye'de açılan kahve dükkânlarının sayısının her geçen gün arttığını söylüyor. Bugün tüm Türkiye'de 1000'i kahve zinciri, 500'ü de üçüncü nesil kahve dükkânı olarak adlandırılan toplam 1500 adet kahve dükkânı bulunuyor. Kesimer, bu dükkânların yaklaşık yüzde 45'ine kendilerinin süt verdiğini söylüyor.
Türkiye'de yılda kişi başı süt tüketimi 26 litreyi buluyor. 2018 yılında TAT Gıda cirosunun yüzde 53'ünü de SEK oluşturuyor.
Hal böyle olunca Arzu Aslan Kesimer, kahve dükkânlarına daha yakın olacakları projelere başladıklarını söylüyor ve de kahveyi hazırlayan ve sunan baristalara yönelik bir eğitim programı başlattıklarını anlatıyor. Kuşkusuz bu eğitim, zincir kahve dükkânlarında çalışan baristalara yönelik değil, çünkü onların her türlü imkânı var. Bugün Türkiye'de sayısı her geçen gün artan ve kahve servis eden pastaneleler, restoranlar ve isimsiz kahve dükkanları var. Oralarda çalışan baristaları kahve kültüyle çekirdeğinden başlayarak tanıştırmak ve kahve makinelerini iyi bir şekilde kullanmalarını sağlamak için SEK Barista Club'ı kurduklarını ve kahveye yönelik özel bir süt de ürettiklerini söylüyor.
Bugüne kadar SEK ekibinin Türkiye'deki zincir, üçüncü nesil ve isimsiz 2 bin 500 kahve dükkanını ziyaret ettiklerini öğreniyoruz. 2 binin üzerindeki barista ile tek tek görüşüldüğünü anlatıyor Kesimer ve ilk etapta 1.000 baristaya ücretsiz eğitim vereceklerini söylüyor. SEK projeye 2 milyon lira yatırım yapmış ve bu eğitimleri de Kimma Coffee Roastres şirketiyle birlikte yürütüyor. Görünen o ki Türkiye'de kahve kültürünin gelişmesine süt şirketleri de öncülük ediyor ve kahvenin pazar payı yükseliyor.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/kadak/2019/03/31/70-bin-ton-sutun-yuzde-30u-kahve-dukknlarina

16 Şubat 2019 Cumartesi

e-Çiftçi sistemiyle çiftçiye kolaylık

Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçilerin destekleme başvurularını kolaylıkla yapmasını sağlayacak e-Çiftçi Portalıni devreye aldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.

Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.

Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"Dünyanın en kapsamlı tarım bilişim altyapısı"
Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."

9 Şubat 2019 Cumartesi

Kılıç: Marketler üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Kılıç, "Market zincirleri, tarladan mal alamayacak. Hal sistemine dahil olacaklar" dedi.
TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, çalışmaları devam eden hal yasası hayata geçtiğinde, büyük zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve böylece tarladan mal alamayacağını belirterek, "Ya komisyoncudan ya tüccardan ya da halden alacaklar." dedi.

Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hal yasası konusundaki düzenlemeler ile sebze ve meyve fiyatındaki artış nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yasa üzerinde son çalışmaların yapıldığını, toplumun beklentilerine cevap verecek bir düzenleme gerçekleştirildiğini vurgulayan Kılıç, köylerde belli yaş grubu üzerindeki insanların tarımla uğraştığını, gençlerin büyükşehirlerde başka iş alanlarında çalıştığını aktardı.

Kılıç, "Hasat döneminde işçi arayışına giren tarım üreticilerimiz, mevsimlik işçiler ve Suriye'den gelenlerle ürünlerini toplamak zorunda kalıyor. Mevsimlik işçiler, 'dayıbaşılık' denilen sistem ile organize olup çalışıyor. Dayıbaşıları büyük marketlerle anlaştıkları için köylülerin işçi talebini kabul etmiyor. Bağ, sera veya bostandaki ürün toplanamayınca bir süre sonra çürümeye başlıyor." diye konuştu.

"Market zincirleri, üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor"

Büyük zincir marketleri ile tüccarların, köylünün bu durumunu fırsata çevirdiğini ve "Ya istediğim fiyattan satarsın ya da ürünün çürür" tehditi ile ürünü ucuza aldığını kaydeden Kılıç, "Çiftçi ürününü düşük fiyattan satmaya mecbur bırakılıyor. Piyasayı elinde tutan bu fırsatçılar, üreticileri ve tarla sahiplerini gübre, tohum ve ilaç desteği ile önceden tekelleri altına alıyor. Sistemini bu şekilde kuran büyük tüccar ve zincir marketler, üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor. Bu sisteme giremeyen üreticiler de işçi bulmakta zorlandıkları için ürünlerini ucuza satmak zorunda kalıyorlar." ifadesini kullandı.

Mağaza zincirleri ve büyük tüccarların, insan gücü ihtiyacını dayıbaşılarla anlaşarak giderdiklerini vurgulayan Kılıç, "Dayıbaşıları günlük anlaştıkları yevmiyenin tamamını işçiye vermiyor. Bu yevmiyeler üzerinden de para kazanıyorlar. Hem güneş altında çalışan insanlar hem de tarlasındaki ürününü satmayı bekleyen üreticiler mağdur ediliyor. Burada bir tekelleşme oluşmuş durumda. Tarla sahibi üretici de alın teri döken gariban da emeğinin karşılığını alamıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Zincir marketlerin sebze ve meyve zayiatında gereken tedbirleri almadığını belirten Kılıç, "Türkiye'de yaş sebze ve meyvede zayiat oranı yüzde 30 civarında. İnsan zor kar edebileceği bir üründe yüzde 30 zayiata göz yumar mı? Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda market zincirleri ve tüccarlar, malı ucuza alıp pahalıya sattıkları için bu zayiatı ortadan kaldırmak için hiçbir tedbir almıyor." dedi.

"Komisyonculuk sisteminde de sıkıntılar var"

Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığına işaret eden Kılıç, burada da çok ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.

Kılıç, yürürlükteki kanunlara göre komisyoncuların üreticiden en fazla yüzde 8 oranında bir komisyon alabildiğini ve alınan ürünün ikinci bir komisyoncuya satılamayacağını kaydetti.

Yasada belirtilen şekliyle uygulanması durumunda komisyoncuların ancak yüzde 4 oranında kar elde ettiğini, komisyoncuların ayakta kalması için bu rakamın normal olduğuna değinen Kılıç, "Ancak sahada farklı bir uygulama var. Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 kar oranıyla başka komisyonculara satıyor. Tarlada ucuza alınan ürün, komisyoncularda el değiştirdikçe fiyat da artmış oluyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız." diye konuştu.

"Hal yasası ile üretici birlikleri kurulacak"

Hal yasası ile her ürünün bir künyesinin olacağını, komisyoncu sayısının azalacağını, tüccarlara ve özellikle komisyonculara ilave yükümlülükler getirileceğini bildiren Kılıç, "Denetim ve takip sistemi ile ürünün hangi şartlarda alınıp satılacağı ve kar oranları belirlenecek. Ürünün ayak izleri belli olacak. Ürünün nereden ve kimden alındığı, çıktığı yer ile vardığı yer arasında kimlerin elinden geçtiğini bileceğiz. Birden fazla komisyoncu bir malın alım ve satımını yapamayacak." değerlendirmesini yaptı.

Üretici birliklerinin kurulacağını, hal içindeki birliklerinin daha çok mekana sahip olacağını vurgulayan Kılıç, hal yasasındaki düzenlemeleri şöyle anlattı:

"Hallerde üretici birlikleri en az yüzde 30 oranında bir mekana sahip olacaktır. Bunu kanunla sağlayacağız. Üretici birlikleri bir takım avantajlara sahip olacak. Birliğe üye üreticiler, haldeki diğer esnaflardan daha ucuz dükkan kirası vereceklerdir. Üretici birliklerine pozitif ayrımcılık yapacağız. Üretici birliğine üye bir çiftçimizin malını herkes istediği fiyata alıp satamayacak. Bu birlikler, hal yasasının en önemli yapı taşı olacak. Bunlar üreticiyi koruma noktasında aktif görevler alacak. Üretici birlikleri, zaman içinde satış mağazaları da açarak üreticinin ürettiği malı doğrudan tüketiciye ulaştırabilecek."

"Zincir marketler tarladan ürün alamayacak"

Zincir marketlerin ve AVM'lerin artması ile birlikte mahalle bakkallarının ortadan kalktığını ve yeni düzenleme ile perakendecilik sistemi içinde yaş sebze meyve satışıyla ilgili bazı düzenlemelerin de olacağını belirten Kılıç, şöyle konuştu:

"AVM'lerde her şey satılıyor. Hal yasasında bazı sınırlandırmalar olacaktır. Şu anda perakendeciler hal sistemini kullanmıyor. Tarladan ucuza aldığı ürünü istediği fiyata satabiliyor. Büyük market zincirleri artık gidip vatandaşın tarlasından mal alamayacak. Hal sistemine dahil olacaklar. Ya komisyoncudan ya tüccardan ya da halden alacaklar. Böylece ürünü kaça alıp sattığını görebileceğiz. Tarlada üreticinin aleyhine olabilecek işlemlerin önüne geçmiş olacağız. Bu da ürünün hallere girmesi ile olacak. Aksi takdirde üreticiyi onların elinden kurtaramayız."

Üreticinin tarladan elde ettiği malıyla birlikte hale geleceğini, alıcıların satıcılarla direkt temas kuramayacağına işaret eden Kılıç, "Alıcılar, üretici ile direkt temas kurmadan camın arkasından ürünü görebilecekler. Beğendiği firmanın ürününü görevliler aracılığıyla isteyecekler. Beğendiyse alacak. Böylece bir rekabet ortamı da oluşacak. Ürün satılmadıysa üreticiler birliği tarafından alınacak. Hal yasası ile haller adeta kocaman çiçek mezatları gibi olacak. Hale girmeyen bir mal satılamayacak. Haller, ürünlerin 20 gün dayanabileceği depoların olduğu mekanlar haline dönüşecek." bilgisini paylaştı.

"Soğutma sistemine sahip araçların kullanımı teşvik edilecek"

Yeni yasa ile lojistiğin uygun hale getirilmesinin teşvik edileceğini açıklayan Kılıç, "Devlet, özellikli araçlarla taşımayı gerçekleştiren ve uygun iklimlendirme koşullarına sahip depoları kullanan firmaları teşvik edecek. Bu desteklemeler olmazsa mevcut sistemi değiştiremeyiz. Yaş sebze ve meyve taşımacılığında soğutma sistemine sahip araçların kullanımı teşvik edilecek. Ürünün bu araçlarla gideceği yerlere teslim edilmesi lazım." diye konuştu.

21 Ocak 2019 Pazartesi

"Türkiye'de tarım evrim geçirmektedir"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli "Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite e verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir.” dedi.
BERLİN (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite ve verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir.” dedi.

11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu kapsamında düzenlenen Tarım Bakanları Konferansı, Almanya'nın başkenti Berlin'deki Alman Dışişleri Bakanlığında başladı. Pakdemirli, 70 ülkeden tarım bakanlarının katıldığı konferansta, "Tarım ve kırsal bölgelerde yapısal değişiklikler" konulu oturumu yönetti.

Pakdemirli, her topluluk için hayati öneme sahip olan tarımın dünyanın üzerinde en çok durduğu konulardan biri olduğunu dile getirerek, "Tarım teknolojilerinin sürdürülebilir tarımsal kalkınma ve gıda güvenliği için önemi gün geçtikçe artmaktadır." diye konuştu.

Küresel nüfusun, 2050'ye kadar 10 milyar civarına ulaşmasının tahmin edildiğini ve artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için küresel gıda üretiminin ikiye katlanması gerektiğini ifade eden Pakdemirli, doğal kaynakların kısıtlı olduğunu ve tarımın iklim değişikliği gibi ek sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Pakdemirli, bu sorunlarla mücadele etmek için çözümler bulmak zorunda olduklarını vurgulayarak, "Günümüz dünyasında, çözüm teknolojinin kullanımıdır.” dedi.

Tarımda girdi optimizasyonu sağlayan karar destek sistemlerinin ve endüstri 4.0, akıllı tarım gibi bilişim teknolojilerinden yararlanılmasının toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımında çok önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Pakdemirli, teknolojinin de bu önemli sektörün entegre bir parçası olmaya devam ettiğini kaydetti.

Pakdemirli, geçmişten bu yana yapılan uygulamaların, tarımda hedeflenen verim ve üretim miktarına ulaşmak için üç anahtar unsurun gerekli olduğunu gösterdiğini anlatarak, bu üç unsuru “bilgi”, “teknoloji” ve “yönetim” olarak sıraladı.

Endüstri devriminin mekanizasyonu ve sentetik gübreleri ile teknoloji çağının genetik mühendisliğini ortaya çıkardığını dile getiren Pakdemirli, bugün de bilgi çağının hassas tarımı ortaya çıkardığını söyledi.

Günümüzün tarımsal faaliyetlerinin sadece tarım yapanlar, çiftçiler tarafından değil aynı zamanda toplumun büyük bir kesimince sorgulandığını söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Özellikle karlılık sorunu ve çevresel etkinin getirdiği çekinceler, tarımla uğraşan kesimi yeni teknolojiler araştırmaya ve bunları uygulamaya yöneltmiştir. Tarımda teknolojinin daha fazla kullanılması, GPS (küresel konumlama sistemi) ile pozisyon belirleme, kablosuz iletişim ve bilgi teknolojileri çiftçilerin yani tarım kesiminin arazi ile olan ilişkilerini değiştirmektedir.

Çiftçiler artık, ekimden gübrelemeye ve hasattan ilaçlamaya kadar arazilerindeki her bir operasyonu dekarlardan metrelere indirgeyecek şekilde kontrol edebilmekte, uygulanan işlemleri etkinliği artıracak şekilde yönetebilmekte, sonuçta daha çok verim ve üretim elde etmektedirler. Bunun yanı sıra, makine kontrol sistemleri, arazi operasyonlarında maliyetleri düşüren uygulamaları zamandan tasarruf sağlayarak gerçekleştiren ekipman otomasyonunu sağlamaktadır.”

Tarımın, kırsal kalkınmanın lokomotifi olduğunu söyleyen Pakdemirli, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma için de toprak, su, mera ve orman gibi doğal kaynakların verimliliğini artırıcı tedbirler ile birlikte entegre kırsal kalkınma projelerinin uygulanması büyük önem taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakanlara Türkiye’deki tarımı anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite ve verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir. Birçok kurum ile entegrasyon içerisinde çiftçilerimize çok daha iyi hizmet verecek altyapıyı sağlama yönünde birçok bilişim projelerini tamamladık. Bu bağlamda, Bakanlığımız, 2008 yılında, şu anda Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi (TARBIL) olarak anılan, iddialı bir projeyi başlatmıştır. TARBIL’in geniş bir kapsamı bulunmaktadır. Tarım Parsel Bilgi Sistemi kurulmuştur.

Her bir tarım parseline tarım parseli kimlik numarası (PKN) verildi. Tarımsal üretim parsel bazında izlenebilmektedir. Geliştirdiğimiz sistem Türk tarımının geleceği için önemlidir. Çalışma kapsamında 330 adet SPOT 5 uydu görüntüsü, toplam 16 bin 500 adet kontrol noktası atılarak ortorektifiye edilmiş, projeksiyon dönüşümleri gerçekleştirilmiştir. SPOT uydu görüntüleri üzerinden tarım parselleri çizilmiş, bu parseller içerisindeki tüm tarım dışı kullanımlar ayırt edilmiştir. Toplam 48 milyon 500 bin kadastro parseli ve rızai taksimli yaklaşık 32 milyon 598 bin tarım parseli sayısallaştırılmıştır. Verim tahmin modelleri geliştirilmiş, il bazında verim tahmin haritaları oluşturulmuştur."

Pakdemirli, Türk çiftçilerin birçok başvuru ve sorgulamayı yapabildiği çiftçi portalının hayata geçirildiğini belirterek, “Portal e-devlet üzerinden de hizmet vermektedir. Kısacası, kurduğumuz ve geliştirdiğimiz bu sistem Türk tarımının geleceği için önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner de tarımdaki sorunlara çözüm bulmak için uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Daha fazla insan için daha fazla gıda üretmeliyiz. Bunun için dijitalleşme konusunda gerekli toplumsal adımların atılması önemli.” dedi.

Konferansta, söz alan Gana Cumhuriyeti ve Finlandiya’dan gelen genç çiftçiler, karşılaştıkları sorunları bakanlara anlattı.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Kenevir için ilk gün 2 bin yatırımcı aradı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı” demesinin ardından, 2 bin işadamı Kendir Enstitüsü’ne yatırım için telefon etti
İsrail'ilin 1960'dan beri, ABD'nin ve Almanya'nın uzun yıllardır sürdürdüğü, Rusya'nın ise 30 Aralık 2018'de üretimi için yasa çıkardığı yıllık 5 milyar dolarlık ticaretinin olduğu endüstriyel kenevir tarımı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yaptığı açıklama sonrası binlerce yatırımcı harekete geçti. Erdoğan, "Anacığım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Keneviri ithal ediyoruz. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda bunun çalışmasını yapıyoruz" demişti. Açıklamanın ardından yatırımcılar harekete geçti.

SİYASİ DESTEK

Sabah'ın haberine göre Türkiye'de uyuşturucu etken maddesi olmayan kenevir üretilmesi için Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi çatısı altında kurulan Kendir (Kenevir) Enstitüsü Başkanı Erdem Ulaş'a, yatırımcılardan 2 bine yakın telefon ya da mesaj geldi. Almanya'da tıbbi kenevir ürünlerinde talebe yetişilemediğini söyleyen Ulaş, "Cumhurbaşkanımızın açıklamasının ardından, TBMM'de komisyon üyelerine bilgi verdim. Tüm siyasi partiler projeyi destekliyor. Bazı vekillerimiz kenevirin sadece uyuşturucu ile ilgili olduğunu düşünüyor. Ama bu yanlış algıyı kırmaya başladık. Kenevirden esrar üretmek için THC maddesinin olması gerekiyor. Bunun olmadığı kenevir cinsleri var. Proje tam olarak memleket meselesi niteliğinde" dedi.



KAĞIT İTHALATI BİTER

Mucize Bitki Kenevir isimli bir de kitap yazan Ulaş, Türkiye'nin kağıt ithalatını tamamen bitirecek olan keneviri Türkiye'deki çiftçilerin hiç bilmediğini söyledi. Ulaş, hedefin yerli tohum üretmek olduğunu belirterek, 10 yıl içerisinde yıllık 100 milyar dolarlık ihracatın mümkün olduğunu vurguladı. Ulaş, "Otomobillerin kaportaları kenevirden üretiliyor ve çelikten 10 kat daha dayanıklı. 50 bin çeşit ürün üretiliyor. Plastiğin kullanıldığı her alanda hammadde olarak kullanılabilir. Çok büyük bir kullanım alanı var" diye konuştu.

KENEVİRİN FAYDALARI NELER?

Kenevir yağı, mükemmel ve eşsiz yağ asitlerine sahip.
İyi kurutulmuş kenevir tohumlarından soğuk sıkımla elde edilen yağ çok kıymetli.
Kenevir yağının yapısında, Omega-3 ve Omega- 6 gibi esansiyel yağ asitleri mükemmel bir denge içerisinde.
Çelikten 10 kat sağlam.
Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretiyor.
Bir dönümünden, dört dönüm ağaca eş kâğıt çıkar.
Bir ağaç 20-50 yılda yetişir, kenevirse dört ayda.
Kenevirler 8 kez kâğıda dönüştürülebilir, ağaç 3 kere.
Kendisini böceklerden korumak için tarım ilacına ihtiyacı yoktur, dayanıklıdır.
Tüm petrokimya ürünleri yenilenebilir olarak kenevirden daha ucuza üretilebilir.
Kenevirin kullanıldığı sektörler: İlaç, kâğıt, bio yakıt, kumaş, otomotiv, petrol ve petrokimya, kozmetik ve sabun yapımı.
AIDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini, ayrıca ağrıyı azaltmada kullanılıyor.
Glokom, artrit, romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

KANSERİ ÖNLEYİCİ ÜRÜN İÇİN AR-GE YAPILIYOR

Kenevir, dünyada tamamlayıcı tıp ürünü olarak kullanılırken, Türkiye'de de bu alanda çalışmalar başladı. İbn-i Sina Ar-Ge Merkezi Müdürü Beril Koparal, merkezlerinde bütünleyici tıp adına TÜBİTAK ve AB ile ortak projeler yürüttüklerini ve özellikle kanser için hastalığın meydana gelmeden engellenmesi üzerine çalıştıklarını belirtti. Türkiye'de yasal olarak sadece kenevir tohumunun saf yağını kullanabildiklerini belirten Koparal, "Yasal düzenlemeler yapılırsa bu tarz ürünler Türkiye'de üretilebilir. Biz bu nedenle ABD'de araştırma yapabiliyoruz. Keşke, Türkiye'de de yapabilsek" dedi.

12 Ocak 2019 Cumartesi

19 ile kenevir piyangosu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üretiminin artırılacağını söylemesiyle, kenevir üretimi izni bulunan 19 ildeki çiftçileri heyecan sardı. Maliyeti yüksek olduğu için kenevire ilgi göstermeyen çiftçiler, verilecek teşvikleri merakla bekliyor.
Türkiye'de üretimi 1933 yılında mevzuata bağlanan kenevir, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 29 Eylül 2016'da yayınladığı Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik ile izne tabi kültür bitkisi statüsüne alındı. Yönetmelikle 18 olan il sayısı 19'a çıkarıldı. Şanlıurfa ili çıkarılıp Bartın ve Karabük illeri eklenerek Amasya, Antalya, Burdur, Çorum, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak olmak üzere 19 ilde bakanlığın izniyle kenevir üretilmesi kararlaştırıldı. Yönetmelikle daha önce 1 Ocak-28 Şubat olan bakanlıktan izin alma süresi 1 Ocak-1 Nisan olarak uzatıldı. Ancak bu yönetmeliğin çıkarılması da üretim artışını sağlamadı. Gerek tohumunun İsrail'den hibrit olarak getirilmesi gerekse de üretim teşviğinin bulunmaması, maliyeti yüksek olduğu için üreticinin ilgisini çekmedi. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yapılacak çalışmalarla kenevir üretiminin artırılacağına ilişkin açıklamaları, başta Rize'nin Kendirli İlçesi olmak üzere üretim izni bulunan illerdeki çiftçileri heyecanlandırdı. Şimdi bu illerde üretime ne gibi teşviklerin verileceği merakla bekleniyor.

15 YILDA ÜRETİMİ AZALDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki günkü konuşmasında söylediği “Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor” sözleri ise gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Rakamlar, kenevir üretiminin AKP iktidarı döneminde büyük düşüş yaşadığını gösteriyor. 1980'li yıllarda 14 bin ton olan kenevir üretimi 2000 yılında 1244 tonken AKP iktidarı döneminde hızla düşmeye başladı.

2004'te 30 tona düşen yıllık üretim, 2013 yılından bu yana 1 ton olarak seyrediyor. 2016'daki yönetmelik de üretim rakamını artırmaya yetmedi. Kenevir ithalatı ise AKP döneminde adeta patladı. 2000 yılında 592 tonluk kenevir tohumu ithalatı için 321 bin 479 dolar ödenirken, 2017'de bin 921 ton için ödenen rakam 2 milyon 372 bin dolara çıktı.

4 MİLYAR DOLARLIK PAZAR HIZLI BÜYÜYOR

Nüfus artışına ve birçok ülkede kullanımının serbest bırakılmasına paralel olarak kenevir pazarı hızlı bir büyüme trendi izliyor. Kenevir bitkisinden lif ile kağıt ve yakacak hammaddesi üretilirken, tohumu ise ilaç, yağ ve kuş yemi olarak kullanılıyor. Grand View Research raporuna göre, 36 ülkede üretimi yapılan endüstriyel kenevirin 2017 yılında 4 milyar dolar olan parasal büyüklüğünün 2025 yılında 11 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyanın en büyük kenevir üreticileri ABD, Kanada, Çin, Hindistan, Japonya, Brezilya, Almanya, Fransa ve İngiltere olarak sıralanıyor.

(Sözcü)