26 Ekim 2020 Pazartesi

Zeytin Mektebi ile üretimin artması hedefleniyor

Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım İl Müdürlüğü işbirliği ile bölgede zeytin ve zeytinyağı üretimini geliştirmek, yaygınlaştırmak, üretici ve yatırımcıları bilgilendirmek amacıyla online olarak Zeytin Mektebi açtı.

 Zeytin üretiminde dünyada dördüncü sırada yer alan Türkiye’de Antalya Ticaret Borsası’nın Antalya Tarım İl Müdürlüğü işbirliği ile bölgede zeytin ve zeytinyağı üretimini geliştirmek ve yaygınlaştırmak, üretici ve yatırımcıları bilgilendirmek amacıyla online hizmete açtığı Zeytin Mektebi’ne yoğun ilgi gösterildi.


Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ilk ders gününde yaptığı konuşmada, zeytinin bu toprakların çok önemli bir değeri olduğunu söyledi. Antalya Ticaret Borsası olarak uzun süredir zeytin ve zeytin çeşitleri üzerine çalıştıklarını anlatan Çandır, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiraladıkları 2 bin 630 dönümlük Vakıf Zeytinliği’ni kente kazandırdıklarını anımsattı.


Zeytinlikte 20 bin ağaç olduğunu kaydeden Çandır, şunları kaydetti. “Zeytin ve zeytinyağında gerek üretim, gerek tüketim, gerekse bu ürünlerden sağlanan katma değer açısından hak ettiğimiz yerde değiliz. Bu nedenle bu eğitimi çok önemsiyorum. Umarım bu eğitim, topraklarımızın müthiş zenginliği zeytinin hak ettiği katma değeri kazanması, bize ait bu değerin halka daha çok ulaşması için önemli katkılar sağlar.”


“Zeytinyağı ihracatında en büyük rakip Tunus”


Antalya Tarım İl Müdürü Gökhan Karaca da,  tarımda üretici eğitimlerinin önemine değindi. Pandemi döneminde de bu eğitimleri aralıksız sürdürdüklerini ifade eden Karaca, “Zeytin Mektebi’ne yoğun ilgi gösterilmesinden mutluyuz. Eğitime çiftçiler, akademisyenler, ziraat mühendisleri, tarıma yatırım yapmak isteyen çok sayıda girişimcinin yanı sıra çeşitli ülkelerden katılımcılar katılıyor” dedi.


İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Ziraat Yüksek Mühendisi Muzaffer Kerem Savran ise zeytinin anavatanının Türkiye olduğunu anımsattı. Son yıllarda dünyada sağlıklı beslenmeye artan ilgiyle birlikte zeytin ve zeytinyağı üretimi ve tüketimine de ilginin arttığına dikkat çeken Savran, şöyle konuştu: “Türkiye, dünyada zeytin üretiminde İspanya, Yunanistan, İtalya’dan sonra 1 milyon 757 bin ton üretimle 4’üncü üretim alanında da 864 bin hektar ile 8’inci sırada yer alıyor. Sofralık zeytin ihracatında 75 bin tonla 5. sırada, zeytinyağı ihracatında ise 56 bin tonla yine 5’inci sıradayız.  İspanya ve İtalya gibi ülkeler ithalat da yaparak pazarı elinde bulunduruyor. Mısır,  sofralık zeytin konusunda atağa geçerek İspanya’dan sonra en önemli üretici ülke oldu. Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında en önemli rakibi ise Tunus.”


Tunus’un AB ülkeleri ile özel anlaşma yaparak gümrük vergisine takılmadan ihracatını gerçekleştirdiğini vurgulayan Muzaffer Kerem Savran, “Türkiye’de zeytinyağı tüketimi düşük. Kişi başı 2 kilogram zeytinyağı tüketiyoruz.  Yunanistan ve İspanya 11 kilogram, İtalya ise 8 kilogram tüketiyor. 2005 yılından itibaren Türkiye’de üretimi artırmaya yönelik ciddi adımlar atıldı. Türkiye’de zeytin ağaç varlığı her geçen yıl artıyor. Desteklemelerle zeytin ve zeytinyağı üretim ve tüketimi artırılmaya çalışılıyor.”




Deve kuşu yetiştiren oyuncakçı, talep artınca çiftlik kurdu

 Aydın'ın Kuşadası ilçesinde hobi olarak başladığı deve kuşu yetiştiriciliği işinde çiftlik kuran Ramazan Kaplan, talebe yetişemediğini söyledi.


Değirmendere Mahallesi'nde oyuncak dükkanı bulunan Ramazan Kaplan, 2 yıl önce kiraladığı arsada, hobi olarak, satın aldığı 2 deve kuşuna bakmaya başladı. Deve kuşu yetiştiriciliği konusunda internette araştırmalar yapan Kaplan, yumurtasının 150, etinin kilogramının 170 liraya alıcı bulduğunu öğrenince işi geliştirmeye karar verdi. Çiftliğinde bir kişiyi istihdam eden ve deve kuşu sayısını 80'e çıkaran Kaplan, Türkiye'nin farklı illerine tanesi 150 liradan yumurta gönderiyor. Kaplan, yavru deve kuşunu 1200 ila 2 bin liradan, anaç deve kuşunu da 9 bin liradan satıyor. Kaplan, muhabbet kuşu beslediği çocukluk yıllarından itibaren hayvanlara meraklı olduğunu dile getirdi.


İnternette araştırma yaparken deve kuşu besleyebileceğine karar verdiğini anlatan Kaplan, "Önce iki deve kuşu ile başladım. Sonra çiftliği büyütmeye karar verdim. Çevreden gelen yumurta talepleri de beni bu işe itti. Yavru ve yumurta talebine yetişemiyorum. Önümüzdeki günlerde anaç deve kuşu sayısını artırmayı planlıyorum." dedi. Kaplan, deve kuşu yetiştiriciliğinin koyun ve inek yetiştiriciliğinden daha karlı olduğunu aktararak, "Saymakla bitmeyecek özellikleri var. Yumurtası protein bakımından çok zengin. Kimi evini haşerelerden korumak kimi süs kimi de uzman tavsiyesi üzerine hastalıklarına şifa diye istiyor. Yumurtası kadar etine de talep çok fazla." diye konuştu.




Nüfusla birlikte hayvan varlığı da artırılmalı

 Nüfus artışına paralel hayvan varlığı artmıyor. Nüfusun yüzde 90 arttığı dönemde küçükbaş hayvan varlığımız yüzde 25 düştü. Türkiye hayvan varlığını, özellikle küçükbaşta artırma yönünde yeni politikalar geliştirmelidir. Bunun için öncelikle mera ıslahına ihtiyaç vardır.


2022 yılı sonuna kadar geçerli hayvancılık destekleri yatırımlarında yüzde 50-100 arasında değişen oranlarda hibe desteği sağlanacak. Damızlık küçükbaş yatırımlarına yüzde 85 hibe uygulanacak. Hayvancılık yatırım destekleri haberini okurken 1980 yılından bu yana nüfusumuzdaki ve hayvan varlığımızdaki gelişmelere baktım. 1980 yılında 44 milyon olan nüfusumuz 2019 yılında yüzde 90 seviyesinde artarak 82 milyona yükselmiş durumda.


1980 yılında 16 milyon 609 bin olan büyükbaş hayvan varlığı 2000 yılında 10 milyona geriledikten sonra 2019 yılında 17 milyon 832 bine yükselmiş. 1980’e göre yüzde 5 kadar bir artış göstermiş.


1980 yılında 64 milyon 801 bin olan küçükbaş hayvan varlığı 2010 yılında 24 milyon 383 bine kadar indikten sonra, 2019 yılında 48.4 milyona yükseldi. Ama küçükbaş hayvan varlığı 1980’in yüzde 25 gerisindeki bir düzeyde.


Nüfus ve hayvan varlığı, son 40 yılda hayvancılık politikamızın olumsuzluğunu sergiler nitelikte. Et fiyatlarının sürekli artması ve ithalat kararlarıyla besicilerin zora düşmeleri bu sonucun bir göstergesi.


Bize göre, Türkiye hayvan varlığını, özellikle küçükbaş varlığını artırıcı yeni politikalar geliştirmelidir. Bunu sağlamak için öncelikle mera ıslahına ihtiyaç vardır. Türkiye’nin yeni dönemde hayvansal gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için bu temel koşuldur. COVID salgını bütün dünyada sağlık ve beslenmenin önemini öne çıkarmıştır. Bu nedenle geçmişte yaptığımız hataları tekrarlamadan, hayvan varlığımızı artıracak çok yönlü bir girişime ihtiyacımız olduğu unutulmamalıdır. Nüfusumuz artıkça hayvan varlığımız da artırılmalıdır. Hiç vakit kaybetmeden, hayvancılığın geleceğini içeren adımların yer aldığı bir reform programına ihtiyaç var...


Üniversite-sanayi-çiftçi işbirliğiyle Gömeç’ten dünya markası çıkarıyorlar

 Kuzey Ege'de yılda 80 bin zeytin ağacını işleyerek ekonomik değere dönüştüren Güven Asa, Asiltane markasıyla dünya zeytinyağı piyasasında kendine yer edinmeye çalışıyor. Balıkesir bölgesinde yaklaşık 8 dönümlük arazideki bahçelerden toplanan zeytinlerin yanı sıra bölgedeki çiftçilerden de sözleşmeli tarım sistemiyle ürün alan şirket, yerel kalkınma ile işin sürdürülebilir olacağının farkında. Bu nedenle köylerde çiftçilerle birlikte hem yeni teknolojiler hem de verimlilik modelleri üzerinde sık sık eğitim çalışmaları yapılıyor. Aslında tekstil sektöründe faaliyet gösteren ailesinde, zeytin sevdasının üç kuşak öncesine dayandığını belirten Güven Asa Yönetim Kurulu Eş Başkanı Hasan İstikbal, bölgedeki zeytin çiftçisinde soğuk sıkma ile ilgili önyargıları kırdıklarını anlatıyor. "Biz buraya geldiğimizde müstahsil bize pek yanaşmıyor, 'Soğuk sıkma yapıyorsunuz, az ödüyorsunuz' diyordu. Ancak soğuk sıkma zeytinyağının daha katma değerli ürün olduğu konusunda bilinçlenince bu tutumları değişti" diyor.


10 milyon dolarlık yatırım


Bölgede 11 yıldır zeytinyağı üretimi yapan Güven Asa Zeytinyağları, bölgede bir tesis kurmadan önce pazarın hakimlerinin izini sürerek İtalya ve İspanya'da sıkı araştırmalar yapmış. Soğuk sıkma zeytinyağlarının bu ülkelerde tüm dünyaca tanınan markalar aracılığıyla milyonlara ulaştığını belirten Hasan İstikbal, aldıkları know how ile A Plus belgeli bir fabrika kurduklarını ifade ediyor. Diyor ki, "Zeytin toplandığı anda kronometre işlemeye başlıyor, meyve fermente olmadan işlemek, yağı çıkarmak gerek. Bu nedenle en iyi sistemi kurmak istedik. 2014'te 10 milyon dolarlık bir yatırımla fabrikayı kurduk. Arkasından 11 milyon liralık ek yatırım daha yaptık. Dokuz sertifikamız var, sürekli denetleniyoruz. Ayrıca kendimiz de 3T adında bir iç sertifika programıyla denetimler yapıyoruz."


Üniversite işbirliği köylüye uzanıyor


Dünyada yıllık 3.5 milyon ton zeytinyağı üretiliyor. Tıpkı Türkiye gibi zeytinyağı tüketimi globalde de az; henüz yüzde 4 oranında. Türkiye zeytin üretiminde dünya üçüncüsü ama iş yağına gelince dördüncü sıradayız. Türk markaları son dönemde uluslararası zeytinyağı yarışmalarında dikkat çekmeye başladı. Bunda, yeni nesil üreticilerin bilinçli yatırımlarının etkisi büyük. Asiltane de son dönemde pandemi nedeniyle yapılan online yarışmalara katılarak ödüller almış. Meselenin sadece yağ kalitesi değil, 360 derece sürdürülebilirliği içine alan bir felsefe olduğunu söylüyor Hasan İstikbal. Bunun için de Balikesir Üniversitesi'nin zeytin ve zeytincilikle ilgili bölümleri projelerinde iş ortağı. İstikbal, bölümlerde eğitim gören öğrencilerin hem tesiste staj yaptıklarını hem de çalıştıklarını anlatıyor. "Bölgenin gençlerine geleneksel zeytinyağı üretiminin yanında yeni bir kültürü tanıtıyoruz. Bu çalışmaya köylerdeki çiftçileri de dahil ediyoruz. Zeytinliklerde toprak bakımından budamaya, zeytinin toplanmasına ve teknolojinin zeytin bahçelerinde nasıl kullanılacağına kadar birçok konuda eğitimler veriyoruz" diyen İstikbal, pandemideki zeytinyağı satışlarından memnun. Verdiği bilgilere göre online satışları bu dönemde yüzde 350 oranında artmış durumda.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/universite-sanayi-ciftci-isbirligiyle-gomecten-dunya-markasi-cikariyorlar/486543