27 Şubat 2021 Cumartesi

Antep fıstığı ihracatında yüzde 27'lik artış

 Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli tarımsal ihracat ürünleri arasında yer alan Antep fıstığı ihracatı, ocak ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artış göstererek 6 milyon 103 bin dolar olarak gerçekleşti.

AA muhabirinin Güneydoğu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgiye göre, bölgenin en çok ihracat yapan kenti konumunda bulunan Gaziantep, sanayi ve ticaret alanındaki performansının yanı sıra son dönemlerde tarımsal değerleriyle de ön plana çıkıyor.


Geçen ay, 2 bin 212 firmanın ihracatçı olarak faaliyet gösterdiği ve 792 milyon dolarlık dış satışın gerçekleştirildiği bölgeden, 18 milyon 713 bin dolarlık kuru meyve ihraç edildi.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en çok ihraç edilen kuru meyve gruplarında ilk sırayı kuru kayısı alırken, "yeşil altın" olarak bilinen Antep fıstığı ise ikinci sırada kendisine yer buldu.



Ocak ayında 3 milyon 127 bin dolarlık kısmı iç fıstık olmak üzere toplam 6 milyon 103 bin dolarlık Antep fıstığı ihracatı yapıldı. Böylece, "yeşil altın" ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27,1 artmış oldu.


Yeni yıl hedefi daha yüksek


Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Çıkmaz, AA muhabirine, zorlu bir yılın ardından elde edilen başarıların yeni yılda da artarak devam etmesini beklediklerini söyledi.


Kuru meyve ihracatının geçen yıl 2019'a göre yüzde 9,2'lik artışla 240 milyon 998 bin dolar olarak gerçekleştiğini aktaran Çıkmaz, şunları söyledi:


"2021 yılının ilk ayında bölgemizden toplam 18 milyon 713 bin dolarlık kuru meyve ihracatı gerçekleştirildi. Pandemi koşulları dünya genelinde göz önüne alındığında, gerek gümrüklerde gerekse birçok ülkede sokağa çıkma yasaklarının sürmesine rağmen bölgemizden gerçekleştirdiğimiz ihracatımız önemli bir artış göstermiştir. Bütün ihracatçılarımızı kutluyorum."


2020 yılında en fazla ihracatı gerçekleştirilen ürünün 92 milyon 573 bin dolarla kuru kayısı olduğunu, bunu da 84 milyon 739 bin dolarlık ihracatla Antep fıstığının takip ettiğini belirten Çıkmaz, "Anadolu'nun bereketli topraklarında yetişen Antep fıstığı önemli ihracat kalemlerimizden birisi oldu. Yeni yılda Antep fıstığındaki ihracatımızı artırarak yolumuza devam etmek istiyoruz. 2020'yi başarılı tamamladık, 2021'de rekor kıracağız." diye konuştu


Marketlerde ucuz gıda satışı için düğmeye basıldı

 Artan gıda fiyatlarına 'dur' diyecek önemli bir adım atılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla harekete geçen Tarım Kredi Kooperatifleri bu yıl sonuna kadar 180 olan market sayısını 500'e çıkaracak

Tarım Kredi'ye bağlı Birlik A.Ş. üzerinden yürütülecek olan marketleşmede öncelik büyük şehirlere verilecek. 30 büyük şehir başta olmak üzere tüm Türkiye'de market açılması planlanırken, dükkan kiralamaları da yapılmaya başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri yetkilileri, hemen her gün vatandaşlardan bulundukları yerde market açılması yönünde talep geldiğini belirtiyor.


Birlik A.Ş.'nin bölge müdürlükleri üzerinden yürütülecek sistemde öncelikle depoların metrekareleri büyütülecek. Marketleşme için her noktada lojistik merkezleri açılacak.


Sabah'tan Betül Alakent'in haberine göre böylece lojistik maliyetleri de düşürülecek. Marketleşmenin daha hızlı ve pratik açılabilmesi için depolara yakın yol güzergâhındaki illere de marketler açılacak.


Örneğin İstanbul'daki depoya gelen bir TIR'ın ulaşım güzergâhında bulunan Düzce, Darıca gibi ilçelere de marketler açılacak. İstanbul'a ürün bırakmak için yola çıkan bir TIR, bu yol üstünde bulunan marketlere de bırakarak geçecek. Bu sayede üründeki lojistik maliyetinin minimum düzeye çekilmesi hedefleniyor.


Birinci kalite ürünün en uygun fiyatlarla halkla buluşturulacağı Tarım Kredi Birlik marketlerinde sözleşmeli tarım modeli uygulanıyor.


Açılacak yeni marketlerde de aynı sistem devam edecek. Yerli olmayan hiçbir ürün raflarda yer bulamazken ana hedef çiftçin ürünlerini direkt üreticiden tüketiciye uygun fiyatlarla ulaştırmak olarak belirlendi.


Temel gıda ürünlerinin yanı sıra tamamen yerli ve milli olan Boron markalı deterjan ürünleri de yine marketlerde yer alacak. Ayrıca marketlerde coğrafi işaretli ürünler, kadın girişimcilerin el emeği üretimleri de özel bir köşede sergilenecek.


Kira anlaşmalarının başlatıldığı marketlerde en çok dikkat edilen husus ise ulaşılabilirlik. Kiralamalarda vatandaşın rahat ulaşabileceği lokasyonlar dikkate alınırken, merkezi nokta ve caddeler üzerinde mağaza aranıyor.


Market sayısının artırılması kararının halk nezdinde de çok olumlu karşılandığını belirten Tarım Kredi Kooperatifleri yetkilileri, hemen her gün vatandaşlardan bulundukları yerde market açılması yönünde talep geldiğini belirtiyor. Yetkililer, "Sadece bir günde 500'e yakın 'Burada da açın' mailini aldık. Bir bu kadar da telefon geldi. Vatandaş ilgisi çok yüksek" diye konuştu.


19 Şubat 2021 Cuma

ŞOK Marketler'den Tarım Kredi Kooperatifleri ile iş birliği

 ŞOK Marketler Üst Yöneticisi (CEO) Uğur Demirel, "Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleriyle yaptığımız iş birliği sayesinde çiftçiler ürünlerini satma kaygısı taşımadan üretim yapıp emeklerinin karşılığını tam ve zamanında alıyor" dedi.

ŞOK Marketler, (#SOKM) Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi Tarım Kredi Kooperatifleri ile iş birliğinin kapsamını genişletti.


Firmadan yapılan açıklamaya göre, "Tarladan Sofraya Doğru Tarım" projesiyle ŞOK Marketler, kalitesini her aşamada kontrol ettiği ürünleri müşterilerine en uygun fiyatlarla sunuyor.


ŞOK Marketler, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iş birliğiyle Türk çiftçisinin daha çok ürününü doğrudan market rafına ulaştırmaya devam ediyor. ŞOK Marketler ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri arasında meyve sebze üretimiyle 2019 yılında başlayan iş birliği, tarıma dayalı kuru gıda ürünlerinin eklenmesiyle toplam 120 milyon Türk lirasını aşan bir hacme ulaştı. İmzalanan bu ek protokolle, kooperatife üye çiftçilerden alınan ürün çeşit ve miktarları artırıldı.


"Çiftçileri ve yerli üretimi desteklemeye devam ediyoruz"


Açıklamada görüşlerine yer verilen ŞOK Marketler Üst Yöneticisi (CEO) Uğur Demirel, bu stratejik iş birliğiyle çiftçileri ve yerli üretimi desteklemeye devam edeceklerini belirterek şunları kaydetti:


"2019 yılında başlattığımız ‘Tarladan Sofraya Doğru Tarım’ projesiyle yerli üretimi, Bursa’dan Antalya’ya, Tokat’tan Adana’ya kadar birçok ilde yüzlerce çiftçiyi destekliyoruz. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleriyle yaptığımız iş birliği sayesinde çiftçiler ürünlerini satma kaygısı taşımadan üretim yapıp emeklerinin karşılığını tam ve zamanında alıyor. Sağlıklı tohum seçiminden başlayarak hasada kadar tüm süreçleri denetleyerek müşterilerimizin kendilerine yakın ŞOK Marketler mağazalarında daima taze, kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlere ulaşabilmelerini sağlıyoruz. Çiftçilere destek olurken, müşterilerimize de en kaliteli ve uygun fiyatlı ürünleri kesintisiz bir şekilde sunmaya devam ediyor, alım güçlerine katkıda bulunuyoruz.”


Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleriyle yaptıkları başarılı iş birliğinin kapsamını genişlettiklerini aktaran Demirel, "Çiftçinin emeğinin karşılığını zamanında ödeyip ürününü satma garantisi sağlarken, tüketicilerimize de kalitesinden emin olduğumuz ürünleri en uygun fiyatlarla ulaştırıyoruz." ifadelerini kullandı. 


Yağ, süt, yumurta gibi ürünlerin ŞOK Marketler’deki satış fiyatlarını örnek gösteren Demirel, "33 binden fazla çalışanımızla müşterilerimize hizmet ediyor, binlerce çiftçi ve üreticiye destek veriyoruz. Müşterilerimize en önemli vaadimiz, kaliteli ve uygun fiyatlı ürünler sunmak. ŞOK Marketler’in enflasyonu her zaman Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) altında oldu. Şu anda da taze sebze ve meyve, yumurta, süt ve ayçiçek yağı gibi ürünleri piyasadaki en uygun fiyatlarla müşterilerimize sunmaya devam ediyoruz."


"Sözleşmeli tarım modelini, iş birlikleriyle geliştirmeyi hedefliyoruz"


​Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ise 17 bölge birliği, 1622 kooperatif, 17 şirket ve 850 bin ortağı ile ülkemizin en büyük çiftçi yapılanması olan Tarım Kredi Kooperatiflerinin, Türkiye’nin tarımda ihtiyacını yerli üretimden karşılaması hedefiyle çalıştığını belirtti.


Tarımsal üretimde devamlılığın sağlanmasının önemine dikkat çeken Poyraz, şunları kaydetti:


"Çiftçilerin emeğinin karşılığını alması, ülkemizin işlenebilir durumdaki topraklarının değerlendirilmesi için projeler geliştiriyoruz. Sözleşmeli üretim modeli bu projeler içinde en önem verdiklerimizden. Sözleşmeli tarım modelini, iş birlikleriyle daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Alımı yapılan ürünlerin çeşitliliğini ve miktarlarını artırmaya devam edeceğiz. Ürün değerlendirme faaliyetleri kapsamında 2020 yılı için 2,5 milyar TL bedelle 1 milyon 600 bin ton ürün alımı hedefi belirlemiştik. Bu hedefe ulaştık. Ürünlerin 1 milyar TL’lik kısmının alımını da sözleşmeli üretim modeli kapsamında gerçekleştirdik. 2021 yılı için ise toplam 3,7 milyar TL bedelle ürün alımı hedeflerken bunun 1,5 milyar TL’lik kısmını sözleşmeli üretim modeliyle almayı planlamaktayız."


17 Şubat 2021 Çarşamba

Bilinçsiz tarım ilacı kullanımı bitkide verimi düşürüyor

 Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, tarım sektöründe kullanılan pestisitin, doz aşımı olduğu ve sıklıkla kullanıldığı takdirde insan ve bitki sağlığı için tehlike oluşturacağı uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Basım, tarım sektöründe yaşanan ilaç kalıntısı sorununun ortadan kalkması için kimyasal ilaç kullanımının en aza indirilmesi gerektiğini söyledi. Sektörde böcek ve haşerelere, yabani otlara, küf ve mantarlara, kemirgenlere, yumuşakçalara, yuvarlak solucanlara, akarlara karşı olmak üzere birçok türü bulunan ve çeşitli kimyasal maddeleri içeren pestisitin (tarım sektöründe zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan maddelerden oluşan karışımlar) kullanımının kontrollü şekilde olması gerektiğini vurgulayan Basım, uygun doz ve uygun zaman aralıklarına dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi.


"Bilinçsiz ilaç kullanımı bitkideki verimliliği artırmak yerine daha da kötü yapabilir. Tarım ilaçlarını kullanırken çok dikkatli davranılması gerekiyor." diyen Basım, "Bitkiyi korurken sadece kimyasal ilaçlar tercih edilmemeli. Diğer canlıların kullanımı, biyolojik ve kültürel mücadele yöntemleri ile tarım ilaçlarını da uygun dozda ve aralıklarla kullandığımız takdirde zararların önüne geçebiliriz. Aksi takdirde pestisit doz aşımı olursa, sıklıkla kullanılırsa, kullanım aralıklarına uyulmazsa hem insan hem de bitki sağlığı için son derece tehlikeli." ifadelerini kullandı.


"Bitkiyi hasta olmadan korumalıyız"


Basım, kimyasal ilaçların kısa zamanda etki vermesi nedeniyle üreticilerin ilk tercihi olduğunu ancak uzun vadede ciddi zararların ortaya çıktığını belirtti. Bitkileri zararlı mikroorganizmalardan korumak amacıyla farklı tekniklerin de bulunduğunu aktaran Basım, şu değerlendirmede bulundu:


"Bitkiler yeryüzünde en fazla hastalanma riski olan canlılar, bunları tedavi etme olasılığımız yok. Burada dikkat etmemiz gereken husus, bitki hastalanmadan önce tedbirleri almak. Meteorolojik uyarıları dikkate alarak, yetiştirdiğimiz ürünün hastalıklarının ne olduğunu bilerek, kültürel, fiziksel tedbirler ve biyoteknik yöntemlerle bitkileri hastalıklardan koruyabiliriz. Bu verime ve kaliteye de yansıyacaktır."

 Alternatif bitki koruma tekniklerine ilişkin üniversitelerde önemli çalışmalar yapıldığını vurgulayan Basım, üreticilerin bu çalışmalardan faydalanmaları gerektiğini kaydetti.


Çiftçilerin yetiştirdikleri ürüne karşı detaylı araştırma yapmaları ve ürünü, hastalıklarını iyi tanımaları gerektiğine dikkati çeken Basım, ziraat mühendisleri, tarım il ve ilçe müdürlükleriyle daima iletişim halinde olmaları gerektiğini söyledi.


Üreticilerden 'gezen tavuk yumurtası' uyarısı

 Yumurta üreticisi Necmettin Çalışkan, 'gezen tavuk yumurtası' adıyla pazarlanan ve koronavirüs pandemisi nedeniyle daha çok ilgi gören ürünlerin bugün için Türkiye'de üretiminin mümkün olmadığını söyledi.

Hatay’da bölgenin en büyük tavuk ve yumurta üretim tesisi işletmecisi Necmettin Çalışkan, Türkiye’de son yıllarda 'gezen tavuk yumurtası' diye satılan yumurtaların normal yumurtalardan farklı olmadığını söyledi. Gezen tavukların geniş alanda doğal olarak beslenmesi gerektiğini ancak Türkiye'deki tesislerde sürekli aynı yemle beslendiğini kaydeden Çalışkan, "Ülkemizde, ‘gezen tavuk yumurtası’ gibi isimlerle ürünler pazarlanmaktadır. Doğrusunu isterseniz, bu noktada ‘gezen tavuk’ tanımına yeterli derecede uyan üretim yapılmamaktadır. Şöyle ki, bu gezen tavuk yumurtasında, belki hayvan biraz daha fazla alana sahiptir ama aynı yem tüketilmekte ve aynı yem tüketildiği sürece aynı ürün ortaya çıkar. Bu noktada İngiltere’de de olduğu üzere, dünyanın pek çok ülkesinde yerel standart şudur, bir alanın beş kilometrekare yarıçapı içerisinde tarımsal hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Bugün ülkemizde, 5 kilometre alanın tamamının koruma altına alındığı, hiçbir tarımsal ilacın kullanılmadığı bir alan olduğunu iddia etmek gerçekten güçtür, mümkün değildir” dedi.

'YUMURTALARIN RENKLERİ, IRKLARIYLA İLGİLİDİR'

Beyaz yumurtaların kırmızı yumurtaya oranla maliyetinin az olduğunu anlatan Çalışkan, "Yumurtaların renklerinin farklı oluşu tavukların ırklarıyla ilgilidir, bir de üretim aşamalarıyla ilgilidir. Bugün beyaz kabuklu yumurtayı üreten tavuklar, üreticiler açısında daha caziptir, hayvanlar daha dayanıklıdır, daha az maliyetlerle beyaz yumurta üretilmektedir. Kırmızı ise, biraz daha maliyeti yüksek ürünlerdir. Aslında tüketici açısından özel tercih olmadığı sürece, her ikisi de yumurtadır. Ülkemizde, yumurtanın yüzde 85’i beyaz, yüzde 15 civarında kırmızı tüketilmektedir. Ülkemizde, batı illerinde kırmızı renkli yumurtlar, doğu da ise daha çok beyaz tüketilmektedir. Beyaz ile kırmızı arasındaki kalite farkı ise, beyaz yumurtaların gramajı biraz daha düşüktür, kabuk kalitesi daha incedir, kırılma riski yüksektir. Ancak tüketimdeki hassasiyet tamamen tüketicinin damak zevkine kalmaktadır” diye konuştu.


'AÇIKTA SATILAN YUMURTALAR, SORUN TEŞKİL EDEBİLİR'

Yumurta alırken tüketicilerin seçici davranmaya gayret göstermeleri gerektiğini belirten Çalışkan, şöyle konuştu:


"Bilindik markaları, bilinen yerlerden alma gayreti içerisinde olunmalıdır. Bugün, yumurtaların üzerinde üretim ve son kullanma tarihleri çoğunlukla bulunmaktadır. Bir de özellikle, satış yapılan yerlerde, birden fazla çok çeşitli ürünler, süt ürünleri, peynir, tereyağı gibi yan yana gelmemesi gereken ürünler, yan yana bulunursa bu noktada aralarındaki uyuşmazlık nedeniyle tüketici açısından sıkıntı bulunabilir. Doğrusu ürünler bizzat, mümkünse üreticisinden alınma yolunda gayret göstermelidir. Bugünlerde sorun olmasa da özellikle yaz günlerinde açıkta satılan yumurtalar sorun teşkil etmektedir, kışın da özellikle çok soğuğa maruz kalan bölgelerde donma riskiyle karşı karşıya kalan ürünlerden de uzak durmak gerekir.”