19 Ekim 2019 Cumartesi

Modern sulama tarımda verimliliği artırıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, modern sulamayla tarımda sağlanan verim artışlarının, üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerini doğrudan ve dolaylı olarak artırdığını belirtti
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin kazançlarını artırmaya ve ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyor.

Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, modern sulamayla tarımda sağlanan verim artışlarının, üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerini doğrudan ve dolaylı olarak artırdığını belirterek, "Şanlıurfa'da bu sene yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatlarıyla ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon lira katkı sağlandı." bilgisini paylaştı.

Pakdemirli, GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri projelerle suyla buluşturmaya devam edeceklerine dikkati çekerek, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Elmasıyla meşhur Yahyalı'dan kenevir atağı

Deneme amacıyla ekilen kenevirden yüksek verim alınan Türkiye'nin önemli elma üretim merkezlerinden Kayseri'nin Yahyalı ilçesinin "kenevir üretim merkezi" olması hedefleniyor
Türkiye'nin önemli elma üretim merkezlerinden Kayseri'nin Yahyalı ilçesinin otomobil sektöründen ilaç sanayisine kadar birçok alanda kullanılan ve ilçede bu yıl ilk defa hasadı yapılan kenevirde merkez olması hedefleniyor.

Daha önce görev yaptığı Samsun Vezirköprü'de yetiştirilen kenevirin Yahyalı iklimine ve toprak yapısına uyum sağlayabileceğini fark eden Kaymakam Yunus Emre Altıner, bu durumu çiftçilerin lehine çevirebilmek için harekete geçti.

Kaymakamlık tarafından kenevir yetiştiriciliğiyle ilgili toplantılar düzenlenen ve çeşitli çalışmalar yapılan ilçede deneme amacıyla bir çiftçi kenevir ekti.

"İlk yıl olmasına rağmen verim çok iyi"

Yahyalı Kaymakamı Altıner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla kenevir ekim alanlarının yaygınlaştığını söyledi.

Ekim alanı içerisinde bulunan ve kenevir üretimine uyum sağlayan Yahyalı'da kenevir yetiştiriciliğini denemek istediklerini belirten Altıner, şunları kaydetti:

"Bu yıl deneme amaçlıydı. Gerçekten buranın toprak yapısı ve ikliminin buna uygun olduğunu fark ettik. İl Tarım Müdürlüğü ve Valiliğimizin kontrolünde önümüzdeki yıl biraz daha yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Kameralarla ve 7 gün 24 saat nöbet tutmak esasıyla kontrol etmek istiyoruz. Kenevir, ülkemizde ve dünyada gelişmekte olan bir ürün. Biz ilçemizin de bu üründen kendisine düşen payı almasını istiyoruz. İlk yıl olmasına rağmen verim çok iyi. Ufak tefek eksiklerimiz oldu ama ondan ders aldık. Önümüzdeki yıl daha kontrollü bir şekilde ekim yapacağız. Çok gelir getirici bir ürün"

Altıner, yılda 5 sulamayla kenevirin en iyi seviyeye ulaşabildiğini ve toprağı temizleyen güçlü bir ürün olduğunu dile getirdi.

25 çiftçiye çıkarılacak

Kenevir ekiminin kontrollü bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizen Altıner, şöyle devam etti:

"Burası elmayla kirazıyla meşhur bir ilçemiz ama ürün çeşitliliği anlamında keneviri de denemek istiyoruz. Bu yıl bir çiftçimize örnek olması anlamında izin verdik. Önümüzdeki yıl yaklaşık 25 çiftçimize ortalama 15-20'şer dönüm arazilerde ekim izni vermeyi düşünüyoruz. Bu tabi stratejik bir ürün olduğu için çok kontrollü ve sistemli bir şekilde yapılması gerekiyor."

Otomobil sektöründen ilaç sanayisine kadar birçok alanda kenevirin kullanıldığına dikkati çeken Altıner, ekim alanları çoğaldıkça hem ülkenin hem de dünyanın belirli ihtiyacını karşılayabilecek bir aşamaya gelinebileceğini belirtti.

"Burası bir kenevir merkezi olabilir ama bunu kontrolsüz bir şekilde yapmak istemiyoruz." diyen Altıner, "Her alana ruhsat ve izin vermek istemiyoruz. Kontrol edebileceğimiz ve toprağın veriminin, ikliminin uygun olduğu alanlarda düşünüyoruz. 'Neden?' Hem çiftçimizi korumak istiyoruz hem de kötü niyetli insanlara fırsat vermek istemiyoruz." şeklinde konuştu.

Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk de çiftçiye ek bir gelir olacağı için mutlu olduklarını ifade etti.

Çiftçi Reşit Özcan ise deneme amacıyla 10 dönüme kenevir ekimi yaptığını ve hasadın çok iyi olduğunu söyledi.

Yahyalı çiftçisine ek bir ürün olduğunu aktaran Özcan, "Şu an sadece kenevirin sapını sattığımız da bile çiftçi olarak bizi tatmin ediyor. Bizim için tohum ekstra gelir." dedi.

3 Ekim 2019 Perşembe

Bayer: Kenevir korkusunu hala aşamıyoruz, tütüne alternatif olabilir

Yalçın Bayer, bugünkü yazısında yazar İsmail Tokalak'ın 'sanayi keneviri' konusundaki görüşlerini aktardı ve kenevir üretimi hakkında "Yeni yatırım fırsatları yanında ülkemizde tütün yetiştiriciliğine alternatif de olabilir" ifadelerini kullandı.
Yalçın Bayer, bugünkü yazısında Türkiye'de 'sanayi keneviri' üretimi konusuna değindi. 

'Sanayi keneviri' konusunda yaptığı çalışmalarla bilinen araştırmacı yazar İsmail Tokalak'ın görüşlerini de aktaran Bayer, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"İsmail Tokalak sanayi kenevirinin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu, bu ürünün hem çiftçiye hem ülkenin sanayisine çok büyük katkıda bulunacağını belirtirken, bir an önce filizi ve yaprağının işlenmesi ve ticaretinin önündeki yasağın kaldırılması gerektiğine dikkat çekti. Tokalak, Türkiye hariç dünyada böyle bir yasağın olmadığını, sanayi kenevirinin filizi ve yaprağında etkisi olmayan eser miktarda narkotik olduğunu, bu yasağın bilgi eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. Ayrıca dünyanın büyük sigara firmalarının bunun yaprağından sigara yapıp sağlıklı sigara diye sattıklarına dikkat çekti."

Bayer ayrıca, kenevir üretimiyle ilgili olarak "Yeni yatırım fırsatları yanında ülkemizde tütün yetiştiriciliğine alternatif de olabilir" dedi.

6 Nisan 2019 Cumartesi

70 bin ton sütün yüzde 30’u kahve dükkânlarına

31 Mart 2019, Pazar
ŞELALE KADAK

Bizi yönetenleri seçmek üzere demokratik hakkımızı kullanarak bugün bir kez daha sandık başına gidiyoruz. Artık eskisi gibi sonuçlar için geceler boyu beklemeye de gerek yok. Sandıklar kapandıktan, oy sayma işlemi bittikten hemen sonra sonuçlar da belli olmaya başlıyor.
Çayını, kahvesini alan herkes böylesi önemli bir günün akşamında genelde televizyonun karsışına kuruluyor ve takip ettiği tv kanalından seçim sonuçlarının değerlendirmesini dinlemeye koyuluyor.
Hazır siz bugün daha çok kahve ve çay tüketiyorken, Türkiye'nin en büyük süt üreticilerinden biri olan SEK'in sahibi TAT Gıda'nın CEO'su Arzu Aslan Kesimer ile yaptığımız sohbetten kesit sunmak istedim. Çaydan, kahveden süte nasıl geldiğimi merak ettiğinizi biliyorum. Şöyle ki Kesimer, SEK'in yılda sattığı yaklaşık 70 bin ton sütün yüzde 30'unun kahve dükkânlarına gittiğini söylüyor. Kahve dükkânlarına yapılan satışın yaklaşık yüzde 5'i günlük, yüzde 10'u da laktozsuz sütten oluşuyormuş. Nielsen verilerine göre Türkiye'de laktozsuz süt tüketimi 2017'de yüzde 94 gibi rekor oranda ve 2018 yılında ise yüzde 28 oranında artmış.
Arzu Aslan Kesimer, Türkiye'de açılan kahve dükkânlarının sayısının her geçen gün arttığını söylüyor. Bugün tüm Türkiye'de 1000'i kahve zinciri, 500'ü de üçüncü nesil kahve dükkânı olarak adlandırılan toplam 1500 adet kahve dükkânı bulunuyor. Kesimer, bu dükkânların yaklaşık yüzde 45'ine kendilerinin süt verdiğini söylüyor.
Türkiye'de yılda kişi başı süt tüketimi 26 litreyi buluyor. 2018 yılında TAT Gıda cirosunun yüzde 53'ünü de SEK oluşturuyor.
Hal böyle olunca Arzu Aslan Kesimer, kahve dükkânlarına daha yakın olacakları projelere başladıklarını söylüyor ve de kahveyi hazırlayan ve sunan baristalara yönelik bir eğitim programı başlattıklarını anlatıyor. Kuşkusuz bu eğitim, zincir kahve dükkânlarında çalışan baristalara yönelik değil, çünkü onların her türlü imkânı var. Bugün Türkiye'de sayısı her geçen gün artan ve kahve servis eden pastaneleler, restoranlar ve isimsiz kahve dükkanları var. Oralarda çalışan baristaları kahve kültüyle çekirdeğinden başlayarak tanıştırmak ve kahve makinelerini iyi bir şekilde kullanmalarını sağlamak için SEK Barista Club'ı kurduklarını ve kahveye yönelik özel bir süt de ürettiklerini söylüyor.
Bugüne kadar SEK ekibinin Türkiye'deki zincir, üçüncü nesil ve isimsiz 2 bin 500 kahve dükkanını ziyaret ettiklerini öğreniyoruz. 2 binin üzerindeki barista ile tek tek görüşüldüğünü anlatıyor Kesimer ve ilk etapta 1.000 baristaya ücretsiz eğitim vereceklerini söylüyor. SEK projeye 2 milyon lira yatırım yapmış ve bu eğitimleri de Kimma Coffee Roastres şirketiyle birlikte yürütüyor. Görünen o ki Türkiye'de kahve kültürünin gelişmesine süt şirketleri de öncülük ediyor ve kahvenin pazar payı yükseliyor.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/kadak/2019/03/31/70-bin-ton-sutun-yuzde-30u-kahve-dukknlarina

16 Şubat 2019 Cumartesi

e-Çiftçi sistemiyle çiftçiye kolaylık

Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçilerin destekleme başvurularını kolaylıkla yapmasını sağlayacak e-Çiftçi Portalıni devreye aldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.

Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.

Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"Dünyanın en kapsamlı tarım bilişim altyapısı"
Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."

9 Şubat 2019 Cumartesi

Kılıç: Marketler üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Kılıç, "Market zincirleri, tarladan mal alamayacak. Hal sistemine dahil olacaklar" dedi.
TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, çalışmaları devam eden hal yasası hayata geçtiğinde, büyük zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve böylece tarladan mal alamayacağını belirterek, "Ya komisyoncudan ya tüccardan ya da halden alacaklar." dedi.

Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hal yasası konusundaki düzenlemeler ile sebze ve meyve fiyatındaki artış nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yasa üzerinde son çalışmaların yapıldığını, toplumun beklentilerine cevap verecek bir düzenleme gerçekleştirildiğini vurgulayan Kılıç, köylerde belli yaş grubu üzerindeki insanların tarımla uğraştığını, gençlerin büyükşehirlerde başka iş alanlarında çalıştığını aktardı.

Kılıç, "Hasat döneminde işçi arayışına giren tarım üreticilerimiz, mevsimlik işçiler ve Suriye'den gelenlerle ürünlerini toplamak zorunda kalıyor. Mevsimlik işçiler, 'dayıbaşılık' denilen sistem ile organize olup çalışıyor. Dayıbaşıları büyük marketlerle anlaştıkları için köylülerin işçi talebini kabul etmiyor. Bağ, sera veya bostandaki ürün toplanamayınca bir süre sonra çürümeye başlıyor." diye konuştu.

"Market zincirleri, üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor"

Büyük zincir marketleri ile tüccarların, köylünün bu durumunu fırsata çevirdiğini ve "Ya istediğim fiyattan satarsın ya da ürünün çürür" tehditi ile ürünü ucuza aldığını kaydeden Kılıç, "Çiftçi ürününü düşük fiyattan satmaya mecbur bırakılıyor. Piyasayı elinde tutan bu fırsatçılar, üreticileri ve tarla sahiplerini gübre, tohum ve ilaç desteği ile önceden tekelleri altına alıyor. Sistemini bu şekilde kuran büyük tüccar ve zincir marketler, üreticileri kendilerine mahkum bırakıyor. Bu sisteme giremeyen üreticiler de işçi bulmakta zorlandıkları için ürünlerini ucuza satmak zorunda kalıyorlar." ifadesini kullandı.

Mağaza zincirleri ve büyük tüccarların, insan gücü ihtiyacını dayıbaşılarla anlaşarak giderdiklerini vurgulayan Kılıç, "Dayıbaşıları günlük anlaştıkları yevmiyenin tamamını işçiye vermiyor. Bu yevmiyeler üzerinden de para kazanıyorlar. Hem güneş altında çalışan insanlar hem de tarlasındaki ürününü satmayı bekleyen üreticiler mağdur ediliyor. Burada bir tekelleşme oluşmuş durumda. Tarla sahibi üretici de alın teri döken gariban da emeğinin karşılığını alamıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Zincir marketlerin sebze ve meyve zayiatında gereken tedbirleri almadığını belirten Kılıç, "Türkiye'de yaş sebze ve meyvede zayiat oranı yüzde 30 civarında. İnsan zor kar edebileceği bir üründe yüzde 30 zayiata göz yumar mı? Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda market zincirleri ve tüccarlar, malı ucuza alıp pahalıya sattıkları için bu zayiatı ortadan kaldırmak için hiçbir tedbir almıyor." dedi.

"Komisyonculuk sisteminde de sıkıntılar var"

Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığına işaret eden Kılıç, burada da çok ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.

Kılıç, yürürlükteki kanunlara göre komisyoncuların üreticiden en fazla yüzde 8 oranında bir komisyon alabildiğini ve alınan ürünün ikinci bir komisyoncuya satılamayacağını kaydetti.

Yasada belirtilen şekliyle uygulanması durumunda komisyoncuların ancak yüzde 4 oranında kar elde ettiğini, komisyoncuların ayakta kalması için bu rakamın normal olduğuna değinen Kılıç, "Ancak sahada farklı bir uygulama var. Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 kar oranıyla başka komisyonculara satıyor. Tarlada ucuza alınan ürün, komisyoncularda el değiştirdikçe fiyat da artmış oluyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız." diye konuştu.

"Hal yasası ile üretici birlikleri kurulacak"

Hal yasası ile her ürünün bir künyesinin olacağını, komisyoncu sayısının azalacağını, tüccarlara ve özellikle komisyonculara ilave yükümlülükler getirileceğini bildiren Kılıç, "Denetim ve takip sistemi ile ürünün hangi şartlarda alınıp satılacağı ve kar oranları belirlenecek. Ürünün ayak izleri belli olacak. Ürünün nereden ve kimden alındığı, çıktığı yer ile vardığı yer arasında kimlerin elinden geçtiğini bileceğiz. Birden fazla komisyoncu bir malın alım ve satımını yapamayacak." değerlendirmesini yaptı.

Üretici birliklerinin kurulacağını, hal içindeki birliklerinin daha çok mekana sahip olacağını vurgulayan Kılıç, hal yasasındaki düzenlemeleri şöyle anlattı:

"Hallerde üretici birlikleri en az yüzde 30 oranında bir mekana sahip olacaktır. Bunu kanunla sağlayacağız. Üretici birlikleri bir takım avantajlara sahip olacak. Birliğe üye üreticiler, haldeki diğer esnaflardan daha ucuz dükkan kirası vereceklerdir. Üretici birliklerine pozitif ayrımcılık yapacağız. Üretici birliğine üye bir çiftçimizin malını herkes istediği fiyata alıp satamayacak. Bu birlikler, hal yasasının en önemli yapı taşı olacak. Bunlar üreticiyi koruma noktasında aktif görevler alacak. Üretici birlikleri, zaman içinde satış mağazaları da açarak üreticinin ürettiği malı doğrudan tüketiciye ulaştırabilecek."

"Zincir marketler tarladan ürün alamayacak"

Zincir marketlerin ve AVM'lerin artması ile birlikte mahalle bakkallarının ortadan kalktığını ve yeni düzenleme ile perakendecilik sistemi içinde yaş sebze meyve satışıyla ilgili bazı düzenlemelerin de olacağını belirten Kılıç, şöyle konuştu:

"AVM'lerde her şey satılıyor. Hal yasasında bazı sınırlandırmalar olacaktır. Şu anda perakendeciler hal sistemini kullanmıyor. Tarladan ucuza aldığı ürünü istediği fiyata satabiliyor. Büyük market zincirleri artık gidip vatandaşın tarlasından mal alamayacak. Hal sistemine dahil olacaklar. Ya komisyoncudan ya tüccardan ya da halden alacaklar. Böylece ürünü kaça alıp sattığını görebileceğiz. Tarlada üreticinin aleyhine olabilecek işlemlerin önüne geçmiş olacağız. Bu da ürünün hallere girmesi ile olacak. Aksi takdirde üreticiyi onların elinden kurtaramayız."

Üreticinin tarladan elde ettiği malıyla birlikte hale geleceğini, alıcıların satıcılarla direkt temas kuramayacağına işaret eden Kılıç, "Alıcılar, üretici ile direkt temas kurmadan camın arkasından ürünü görebilecekler. Beğendiği firmanın ürününü görevliler aracılığıyla isteyecekler. Beğendiyse alacak. Böylece bir rekabet ortamı da oluşacak. Ürün satılmadıysa üreticiler birliği tarafından alınacak. Hal yasası ile haller adeta kocaman çiçek mezatları gibi olacak. Hale girmeyen bir mal satılamayacak. Haller, ürünlerin 20 gün dayanabileceği depoların olduğu mekanlar haline dönüşecek." bilgisini paylaştı.

"Soğutma sistemine sahip araçların kullanımı teşvik edilecek"

Yeni yasa ile lojistiğin uygun hale getirilmesinin teşvik edileceğini açıklayan Kılıç, "Devlet, özellikli araçlarla taşımayı gerçekleştiren ve uygun iklimlendirme koşullarına sahip depoları kullanan firmaları teşvik edecek. Bu desteklemeler olmazsa mevcut sistemi değiştiremeyiz. Yaş sebze ve meyve taşımacılığında soğutma sistemine sahip araçların kullanımı teşvik edilecek. Ürünün bu araçlarla gideceği yerlere teslim edilmesi lazım." diye konuştu.

21 Ocak 2019 Pazartesi

"Türkiye'de tarım evrim geçirmektedir"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli "Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite e verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir.” dedi.
BERLİN (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite ve verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir.” dedi.

11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu kapsamında düzenlenen Tarım Bakanları Konferansı, Almanya'nın başkenti Berlin'deki Alman Dışişleri Bakanlığında başladı. Pakdemirli, 70 ülkeden tarım bakanlarının katıldığı konferansta, "Tarım ve kırsal bölgelerde yapısal değişiklikler" konulu oturumu yönetti.

Pakdemirli, her topluluk için hayati öneme sahip olan tarımın dünyanın üzerinde en çok durduğu konulardan biri olduğunu dile getirerek, "Tarım teknolojilerinin sürdürülebilir tarımsal kalkınma ve gıda güvenliği için önemi gün geçtikçe artmaktadır." diye konuştu.

Küresel nüfusun, 2050'ye kadar 10 milyar civarına ulaşmasının tahmin edildiğini ve artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için küresel gıda üretiminin ikiye katlanması gerektiğini ifade eden Pakdemirli, doğal kaynakların kısıtlı olduğunu ve tarımın iklim değişikliği gibi ek sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Pakdemirli, bu sorunlarla mücadele etmek için çözümler bulmak zorunda olduklarını vurgulayarak, "Günümüz dünyasında, çözüm teknolojinin kullanımıdır.” dedi.

Tarımda girdi optimizasyonu sağlayan karar destek sistemlerinin ve endüstri 4.0, akıllı tarım gibi bilişim teknolojilerinden yararlanılmasının toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımında çok önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Pakdemirli, teknolojinin de bu önemli sektörün entegre bir parçası olmaya devam ettiğini kaydetti.

Pakdemirli, geçmişten bu yana yapılan uygulamaların, tarımda hedeflenen verim ve üretim miktarına ulaşmak için üç anahtar unsurun gerekli olduğunu gösterdiğini anlatarak, bu üç unsuru “bilgi”, “teknoloji” ve “yönetim” olarak sıraladı.

Endüstri devriminin mekanizasyonu ve sentetik gübreleri ile teknoloji çağının genetik mühendisliğini ortaya çıkardığını dile getiren Pakdemirli, bugün de bilgi çağının hassas tarımı ortaya çıkardığını söyledi.

Günümüzün tarımsal faaliyetlerinin sadece tarım yapanlar, çiftçiler tarafından değil aynı zamanda toplumun büyük bir kesimince sorgulandığını söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Özellikle karlılık sorunu ve çevresel etkinin getirdiği çekinceler, tarımla uğraşan kesimi yeni teknolojiler araştırmaya ve bunları uygulamaya yöneltmiştir. Tarımda teknolojinin daha fazla kullanılması, GPS (küresel konumlama sistemi) ile pozisyon belirleme, kablosuz iletişim ve bilgi teknolojileri çiftçilerin yani tarım kesiminin arazi ile olan ilişkilerini değiştirmektedir.

Çiftçiler artık, ekimden gübrelemeye ve hasattan ilaçlamaya kadar arazilerindeki her bir operasyonu dekarlardan metrelere indirgeyecek şekilde kontrol edebilmekte, uygulanan işlemleri etkinliği artıracak şekilde yönetebilmekte, sonuçta daha çok verim ve üretim elde etmektedirler. Bunun yanı sıra, makine kontrol sistemleri, arazi operasyonlarında maliyetleri düşüren uygulamaları zamandan tasarruf sağlayarak gerçekleştiren ekipman otomasyonunu sağlamaktadır.”

Tarımın, kırsal kalkınmanın lokomotifi olduğunu söyleyen Pakdemirli, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma için de toprak, su, mera ve orman gibi doğal kaynakların verimliliğini artırıcı tedbirler ile birlikte entegre kırsal kalkınma projelerinin uygulanması büyük önem taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakanlara Türkiye’deki tarımı anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Tarım, ülkemizde bilişim teknolojilerinin gelişimiyle insana, bitkiye, hayvana, çevreye duyarlı, üretimde kalite ve verimlilik artışına olanak sağlayan ciddi bir evrim geçirmektedir. Birçok kurum ile entegrasyon içerisinde çiftçilerimize çok daha iyi hizmet verecek altyapıyı sağlama yönünde birçok bilişim projelerini tamamladık. Bu bağlamda, Bakanlığımız, 2008 yılında, şu anda Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi (TARBIL) olarak anılan, iddialı bir projeyi başlatmıştır. TARBIL’in geniş bir kapsamı bulunmaktadır. Tarım Parsel Bilgi Sistemi kurulmuştur.

Her bir tarım parseline tarım parseli kimlik numarası (PKN) verildi. Tarımsal üretim parsel bazında izlenebilmektedir. Geliştirdiğimiz sistem Türk tarımının geleceği için önemlidir. Çalışma kapsamında 330 adet SPOT 5 uydu görüntüsü, toplam 16 bin 500 adet kontrol noktası atılarak ortorektifiye edilmiş, projeksiyon dönüşümleri gerçekleştirilmiştir. SPOT uydu görüntüleri üzerinden tarım parselleri çizilmiş, bu parseller içerisindeki tüm tarım dışı kullanımlar ayırt edilmiştir. Toplam 48 milyon 500 bin kadastro parseli ve rızai taksimli yaklaşık 32 milyon 598 bin tarım parseli sayısallaştırılmıştır. Verim tahmin modelleri geliştirilmiş, il bazında verim tahmin haritaları oluşturulmuştur."

Pakdemirli, Türk çiftçilerin birçok başvuru ve sorgulamayı yapabildiği çiftçi portalının hayata geçirildiğini belirterek, “Portal e-devlet üzerinden de hizmet vermektedir. Kısacası, kurduğumuz ve geliştirdiğimiz bu sistem Türk tarımının geleceği için önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner de tarımdaki sorunlara çözüm bulmak için uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Daha fazla insan için daha fazla gıda üretmeliyiz. Bunun için dijitalleşme konusunda gerekli toplumsal adımların atılması önemli.” dedi.

Konferansta, söz alan Gana Cumhuriyeti ve Finlandiya’dan gelen genç çiftçiler, karşılaştıkları sorunları bakanlara anlattı.