Erzincanlı orman mühendisi iki kardeş Eyüp ile Hamza Gülseven, memleketlerinde kurdukları çiftlikte, sebze ve meyve üretiminin yanında hayvancılık da yaparak hem ekonomiye hem de istihdama katkı sağlıyor. Eyüp Gülseven, "Burada ayrıca ahırımız ve sera evimiz de var. Bir orman mühendisi olarak, Anadolu'nun güzel ve verimli topraklarının boş durmasından yana değilim. Ülkemizin gençlerini, Türk gençlerini köylere çiftçilik yapmaya davet ediyorum" dedi
28 Ağustos 2021 Cumartesi
Orman mühendisi iki kardeşin 'modern çiftlik' hayali gerçeğe dönüştü
9 Mayıs 2021 Pazar
"Patates üretimi gelecek sene yüzde 25 azalabilir"
Tekfen Tarım Genel Müdürü Emrah İnce, Bloomberg HT Akıllı Tarım programında "Pazarda tohum müşterilerinde yüzde 25-30 azalma var. Önümüzdeki sene Türkiye'de tahminim 4,2-4,5 milyon ton arasında bir üretim gerçekleşebilir." diye konuştu.
Patates tohumu üreticisi olan Tekfen Tarım, patates üretiminde önümüzdeki sene düşüş olabileceğine dikkat çekti.Patates üretimi gelecek yıl yüzde 25 azabilir
Tekfen Tarım Genel Müdürü Emrah İnce, Akıllı Tarım programına katıldı.
Patates ve kuru soğan üreticisinin zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Emrah İnce, "Biz de bu işin içerisinde patates tohumu üreticisi olarak yer alıyoruz. Pazarda tohum müşterilerinde yüzde 25-30 azalma var. Önümüzdeki sene Türkiye'de tahminim 4,2-4,5 milyon ton arasında bir üretim gerçekleşebilir. 5,2 milyon tondan daha düşük bir üretim gerçekleşecek" öngörüsünde bulundu.
27 Nisan 2021 Salı
Yağ fiyatlarında ‘B’ planı
Dünya genelinde yemeklik yağ fiyatları 10 aydır yükseliyor ve henüz düşüş sinyali vermiyor. 2021’in geri kalanında fiyatların artışını sürdüreceği tahmin ediliyor. Uzmanlara göre sektörün şekillenmesinde ‘B’ önemli çünkü ‘Biyodizel’ ve ‘Biden’ı temsil ediyor.
23 Nisan 2021 Cuma
Çiğ süt fiyatı 2,9 lira olarak belirlendi
21.04.2021
Ulusal Süt Konseyi, soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatını litre başına 2,9 lira olarak belirledi.
18 Nisan 2021 Pazar
Patatesin kutsallığı
2020 yılında patates arzı ve talebi arasında denge kurulamayınca çiftçinin elinde stok kaldı. Devlet bu defa atak davrandı. Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO, 2002’den önce kurulmuş olup halen satılmayan ender kurumlardan biridir) fazla ürünü almasını ve bunu da halka dağıtmasını istedi. Dünya Başkenti, Büyük Finans Merkezi oldu denilen İstanbul’a gelen dört kamyon patatesi kentin Vali Yardımcısı törenle karşıladı bir de nutuk söyledi.
Nereden nereye geldik diye düşündüm, patatese tören yapılmasının şaşkınlığı için de bu yazıyı kaleme aldım. Önce biraz ansiklopedik bilgi verelim. Patates “patlıcangiller” (solanaceae) familyasından, Latincesi solanum tuberosum. Adı, Peru’da bir kabile dili Quechua’cadan geliyor. Patatesin vatanı Peru ve Bolivya ve yaklaşık 8000 yıllık tarihi var. Bilinen tüm kutsal dinlerden önce varmış. Patates nişasta yoğun bunun yanında içinde C, B₁ ve K vitaminleri, proteinler, çeşitli aminoasitler ve nikotinik asit barındıryor. Bu özellikleri nedeni ile patatese “halk doyuran” diyebiliriz. Üstelik patates hemen her yer de yetişiyor. Patatesin belalısı Phytophthora infestans (mildiyu) mantarı, eğer bir tarla/bölge bu mantarı kaptı ise ürünün tamamını yitiriyorsunuz.
Patates Amerika kıtasının keşfi sonrası 1534 Avrupa’ya gelmiş, önceleri pek beğenilmemiş, sonra hızla tüketilmeye başlanmış, 1590’da İsviçreli botanikçi Gaspard Bauhin Latince ismini vermiş. Bazı yerler de “İncil” de adı geçmiyor diye şeytan bitkisi olarak görülmüş ve lanetlenmiş. İskoçya da bu düşünce bayağı yaygınlaşmış. Buna karşın komşu İrlandalılar fakirliğin de etkisi ile patatesi çok sevmişler. Hatta XVII. Yüzyıl da İrlanda patates ülkesi haline gelmiş. Patates severlikte İrlanda yalnız değildir, Almanya, Fransa, Macaristan başı çekmiş, daha sonra tüm Avrupa patatesçi olmuş (Zolatan Fabri’nin Macarlar filmi hem faşizmi hem de patatesi anlamak açısından öneririm). Elbette bu eğilim bir nedeni var: Yoksulluk. Patates kolay ve düşük maliyetle yetiştirilmekte, üstelik de doyurucu. Halk bundan fazla ne ister ki, o yüzden de Patates dinciler rağmen adeta “kutsanmış gıda” olur.
Patates aynı zaman da politik bir sebzedir. İrlanda’nın 1844 yılında yaşadığı mantar hastalığı sırasında yaşanılanlar buna örnek gösterilebilir. Mantar, yoksul İrlandalıların elinden ana yiyeceklerini aldı. İrlanda açlığa mahkum oldu. 1847 yılına gelindiğin de patates üretimi yapılamadı. Açlık arttı. İrlandalılar Kraliçe Victoria yasaklasa da ülkeden kaçmaya başladılar, özellikle de ABD’ye gittiler.1870’lere gelindiğin de İrlanda nüfusu yaklaşık 3 milyon azaldı. İngiltere yardımda yavaş ve nekes davrandı. İrlandalılara yardım umulmayan bir ülkeden geldi.
Osmanlı İrlanda halkının yanında
Osmanlı Devleti Padişah Abdülmecid’in özel ilgisi ile İrlanda krizini takibine almıştı. Abdülmecid İrlanda’ya 10 bin Sterlin göndermek istedi, ancak bu kadar büyük yardımı İngiltere Kraliçesi bile yapmadığından buna izin verilmedi, bin Sterlin yardım yapılabildi. Buna rağmen 1847 de dört Osmanlı gemisi İrlanda’ya tahıl götürdü. İngiliz ablukası nedeni ile gemiler yüklerini Drogheda Limanı’nda boşalttı. Bu yardımdan dolayı halen Drogheda kentinin sancağında ay-yıldız bulunmakta.
Kaynak: https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Tarim-111
Türkiye’ye patates 1800’li yılların sonunda geldi. Halk çok sevdi. Değişik adlar verildi. Örneğin İç Anadolu bölgesinde adı “gumpür dü”. Ekmekten sonra en çok tüketilen gıda oldu. Yıllar itibari le üretimi arttı, fazlası ihraç edildi. 2002 sonrası Tarım sektörü büyük ölçüde gözden düşürülünce patates de bundan payını aldı. Üretimi yerinde saydı, hatta kimi yıllar ithal ettik. 2002 yılında 2002’ye patates üretimi aynı kaldı. 5.200 bin ton. Benzer tablo halkın katık olarak gördüğü kuru soğan için de geçerli. 2002 yılında kuru soğan üretimi 2.050 bin ton iken 2020 de üretim ancak 2.280 bin tona ulaşabildi.
Halk patates soğan kuyruğundan memnundur. Hatta 2019 yerel seçimleri sırasında halkımız bu kuyrukları “varsıllığın göstergesi” olarak gördüğünü söyledi. Halk ne söylerse doğrudur popülizminin doruklarındayız. Üzüntüm Aşık Mahzuni Şerif’e dir. Işıklar içinde yatar iken bu türküyü boşuna mı yaktım diye düşünür mü diyerek.
Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana şiirinden:
Milletin sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi.
Önerilen Kitaplar: R. Salaman, The History and Social Influence of the Potato.
Öner Günçavdı, Yolun sonu.
Kaynak:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/patatesin-kutsalligi/618036
Ayten Çöl: Tarım sektöründe dev bir kadın
Ayten Çöl örneği, kadın girişimcilerimizin hemen her sektöre başarıyla yayıldıklarını kanıtlıyor. Amasya’da babasından kalan çiftliğinde sözleşmeli tarım yaptı. Hiç kredi kullanmadı. Kiraz ve elma gibi moda ürünlerden hep uzak durdu.
Ayten Çöl, Amasyalı büyük bir toprak sahibinin evladı. Babası Faruk Çöl, hem bir toprak sahibi hem de bir politikacı. Yassıada'da yargılandı, 1967'de serbest kaldı. Ankara'da evinin kapıcısı tarafından öldürülünce, kızı Ayten Çöl, 17 yaşında, 2.800 dönümden oluşan Kılçak Çiftliği’nin başına geçti.
Çöl için tek dürtü “babasının anısını en iyi şekilde yaşatabilmekti.” Toprağa göz dikenler çıktı. Ciddi bir hukuk mücadelesi verdi, tarım yapmayı, toprağı işlemeyi öğrendi. Bu arada yüksek eğitimini tamamladı, arkeolog oldu. Geldingen Ovası’nda Yeşilırmak’ın bir kolunun yanında kurulu olan çiftliğin önemli özelliği tek parça olması. Suyu yöneten regülatörü var. Ayten hanım, hep ileri tarım tekniklerini uyguladı. Yetiştiricilikte girdi yetiştirme esaslı bir üretim anlayışını esas aldı. Sözleşmeli tarım yaptı. “Sezon sonunda fiyat indirimi yapılmaz” hükmü, sözleşmelerinde eksik olmadı. Kiraz ve elma gibi ''moda ürünler'' in yetiştiriciliğinden uzak durdu.
Çiftçilik sürerken bir yandan da Almanya’da kendi dalında doktora çalışması yaptı. Ama Kılçak Çöl Çiftliği’ni hiç bir ekim ve hasat döneminde boş bırakmadı. Amasya Ovası’nda patatesi ilk yetiştiren kişi oldu. Dönümde 700 kg. verim alarak mısır yetiştiriciliğinde bir dünya rekoru kırdı. Şimdilerde yeni hedefi örtü altı sebze yetiştiriciliği yapmak. Ayten hanım, çiftçilik yaşamında kredi kullanmadı, hibelere hiç itibar etmedi. İstihdam ettiği 10 ailenin çiftlik içinde konutları var. Çocukların eğitimi için özel ulaşım aracı sağlanıyor. Eylemli çiftçilikte 50. yılını geride bırakan Ayten Çöl, Garanti Bankası’nın yarışmasında “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” seçildi.
“Erkek egemen dünyada bir kadın çiftçi olma mücadelesi” ona yaşamın en öğretici yanıydı. Tek parçalı bir toprakta en büyük girişimcinin bir kadın olması çok şeyler söylemiyor mu?
DÜNYA olarak Dr. Çöl’ü kutlarken, her alanda kadın girişimci görmenin heyecanını yaşıyorum.
Kaynak:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/ayten-col-tarim-sektorunde-dev-bir-kadin/616570
10 Nisan 2021 Cumartesi
Tarımda programlı damla sulama yüzde 25 tasarruf, yüzde 33 verim artışı sağladı
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliğinde yürüttüğü ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen ‘Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım’ projesi kapsamında “Etkin ve Programlı Sulama Çalıştayı” düzenledi.
FAO tarım uzmanı Fazıl Düşünceli, iki yıl süresince Konya ve Karaman’da gerçekleştirilen sulama demonstrasyon çalışmalarının sonuçlarının beklentilerin üzerinde olduğunu belirtti.
Çalıştayda çalışmaların saha uygulamalarını yürüten Konya Selçuk Üniversitesi Öğretim Görevlileri Duran Yavuz ve Sinan Süheri, Konya Kapalı Havzasında tarımda sulama ile ilgili olarak yaşanan sorunlar ve etkin su kullanımının önemi hakkında bilgiler vererek proje kapsamında yapılan etkin ve programlı sulama çalışmalarından elde edilen sonuçları paylaştı.
Proje kapsamında, FAO, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın merkez birimleri, il ve ilçe müdürlükleri ile Selçuk Üniversitesi Konya Teknokent iş birliği içerisinde 2019- 2020 yıllarında Konya’nın Cihanbeyli, Emirgazi, Ereğli, Karapınar ve Sarayönü ilçeleri ile Karaman’ın merkez ve Ayrancı ilçelerinde demonstrasyon çalışmaları gerçekleştirildi.
Bu çalışmalar çerçevesinde 28 lokasyonda mısır ve şekerpancarı damla sulama sistemleri, 11 lokasyonda da elma için yeraltı damla sulama sistemleri kuruldu ve bu alanlarda çiftçilere programlı ve azaltılmış sulama teknikleri konusunda eğitimler verildi.
Her biri 2.5 hektar alanda gerçekleştirilen şekerpancarı ve mısır demonstrasyonlarında, programlı sulama yöntemiyle su ve enerji tasarrufu yanında verim artışı anlamında önemli kazanımların elde edilebileceği ortaya kondu.
İki yıllık uygulamalı saha çalışmalarının ortalama sonuçları dikkate alındığında; geleneksel sulama uygulamalarına göre programlı damla sulama ile şeker pancarında yüzde 25.5 su tasarrufu, yüzde 23.2 elektrik enerjisi tasarrufu sağladı.
Yine programlı damla sulama ile danelik mısırda yüzde 23.5 su tasarrufu, yüzde 23.9 elektrik enerjisi tasarrufu ve silajlık mısırda ise yüzde 20.1 su tasarrufu ve yüzde 16.4 elektrik enerjisi tasarrufu sağlandı.
Ayrıca, bütün bu tasarrufların yansıra programlı sulama uygulamaları ile şeker pancarı şeker veriminde yüzde 9.0, danelik mısırda yüzde 29.2, silajlık mısırda ise yüzde 32.9'luk bir verim artışı sağlandı.
Programlı sulama demonstrasyonlarının mısır ve şekerpancarı için 12 lokasyonda, elma için 11 lokasyonda devam edileceği vurgulandı.
Sulama ile ilgili çalışmalara ek olarak, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile 7 ilçede uygulamalı çiftçi okulları çalışmaları kapsamında kışlık hububat ekilişlerinde doğrudan toprak işlemesiz ekim uygulamaları ile mera ıslahı çalışmalarının, Tarım İl ve İlçe müdürlükleri ile dört orta ölçekli çiftlikte biyogaz demonstrasyonlarının ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü ile de 5 ilçede kuru şartlara uygun nohut çeşit ve doğrudan ekim tekniklerinin demonstrasyonlarının gerçekleştirileceği belirtildi.
Kaynak:
https://www.bloomberght.com/tarimda-programli-damla-sulama-yuzde-25-tasarruf-yuzde-33-verim-artisi-sagladi-2278226
