28 Ağustos 2021 Cumartesi

Orman mühendisi iki kardeşin 'modern çiftlik' hayali gerçeğe dönüştü

 Erzincanlı orman mühendisi iki kardeş Eyüp ile Hamza Gülseven, memleketlerinde kurdukları çiftlikte, sebze ve meyve üretiminin yanında hayvancılık da yaparak hem ekonomiye hem de istihdama katkı sağlıyor. Eyüp Gülseven, "Burada ayrıca ahırımız ve sera evimiz de var. Bir orman mühendisi olarak, Anadolu'nun güzel ve verimli topraklarının boş durmasından yana değilim. Ülkemizin gençlerini, Türk gençlerini köylere çiftçilik yapmaya davet ediyorum" dedi

Erzincan'da orman mühendisi iki kardeş, üniversiteden mezun olduktan sonra kurdukları çiftlikte, modern teknolojinin imkanlarını da kullanarak tarım ve hayvancılık yapıyor.

Orman mühendisi kardeşler Eyüp ile Hamza Gülseven de çiftliğe dönüştürdükleri bahçelerinde, Tarım ve Orman Bakanlığı, Valilik ile İl Özel İdaresince, tarımla uğraşan nüfusun gençleşmesi, tarım alanında istihdamın artırılması ve hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla yürütülen projeler kapsamında kentte geçen yıl örtü altı (sera) sebze yetiştiriciliğine yönelik yüzde 75 hibe destekli projeden faydalanarak sera oluşturdu.

Yoğun ilgi gören18-40 yaş arası çok sayıda çiftçinin de bu hibe desteklerinden yararlandığı kentte kurdukları seralarında 10 kişiye istihdam sağlayan genç kardeşler, 6 dönümlük alanda yaptıkları ekimin ilk yılında 45 ton domates hasat etti.

Genç kardeşler, seralarının içinde bulunduğu 23 dönümlük alanda ise sebze ve meyve üretiminin yanında hayvancılık da yaparak hayallerini gerçekleştirdi.

- "Mezun olduktan sonra kendi işimizi kurmak istedik"

Eyüp Gülseven, AA muhabirine, aldığı hibe destek ile seracılık işine başladıklarını söyledi.

Çiftlik kurma hayalini gerçekleştirmek için geçen yıl başvuruda bulunduğunu ve projelerinin onaylandığını ifade eden Gülseven, şöyle konuştu:

"Mezun olduktan sonra kendi işimizi kurmak istedik. Babamın ve devletin verdiği destekle 23 dönümlük tarım arazisi üzerine 6 dönüme sera kurduk. Şu an seramızda yaklaşık bir aydır domates üretimi yapmaktayız. Serada şu an 7 bine yakın domates fidemiz var ve 10 işçi çalıştırıyoruz. İlk yılımız olmasına rağmen 45 ton domates hasat ettik. Bu yıl rekoltemizi 130 ila 140 ton civarında bekliyoruz."

Gülseven, seracılığın yanı sıra 23 dönüm tarım arazisi içerisinde hayvancılık da yaptıklarını belirterek, 30'a yakın küçükbaş hayvan beslediklerini dile getirdi.

Yaklaşık 200 meyve ağacının bulunduğunu aktaran Gülseven, şunları kaydetti:

"Burada ayrıca ahırımız ve sera evimiz de var. Bir orman mühendisi olarak, Anadolu'nun güzel ve verimli topraklarının boş durmasından yana değilim. Ülkemizin gençlerini, Türk gençlerini köylere çiftçilik yapmaya davet ediyorum. Herkes bu devirde kendi işinin patronu olması gerekiyor. Yaptığımız iş hem zevkli hem de istihdam da sağlıyor. Herkesi köylere bekliyoruz."

- "Yılın 365 günü istihdam sağlayacak projelerimiz var"

Hamza Gülseven ise ilk kez sebze yetiştirmeye ilkokul yıllarında babasının oluşturduğu hobi bahçesinde başladıklarını anlattı.

Üniversite okurken bile akıllarının bir köşesinde tarım ve hayvancılığın bulunduğunu söyleyen Gülseven, "Bahçemizde dut ağaçlarımız var. Açık alanlarda karpuz, kapya biber ve patlıcan gibi farklı kalemlerde ürünler yetiştiriyoruz. Bunlar seracılığın yanında yan alanlar. Ama asıl dikey olarak büyüceğimiz alan seracılık. Yılın 365 günü istihdam sağlamak amacıyla hayvancılık alanında da projelerimiz var." diye konuştu.

Tarım ve Orman Müdürü Murat Şahin de kentin Doğu Anadolu'da sebze üretim merkezlerinden biri olmasını hedeflediklerini aktararak, "Özellikle örtü altı üretimde 2017'de 90 dekar olan ilimiz, şu anda 500 dekarı geçen bir üretime ulaşmıştır. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı, İl Özel İdaresi ve bakanlığımızın desteği ile 200 dekara yakın seraya destek verdik. Burada sevindirici olan nokta ise özellikle okumuş genç mühendislerin bu işe heves etmeleri. En son orman mühendisi olan iki kardeş, 6 dönüm alanda kurmuş oldukları serada üretim yaparak kendilerini üretim sektörüne adapte etmiş durumdalar." ifadelerini kullandı.

Kaynak:
https://www.memurlar.net/haber/985901/orman-muhendisi-iki-kardesin-modern-ciftlik-hayali-gercege-donustu.html


9 Mayıs 2021 Pazar

"Patates üretimi gelecek sene yüzde 25 azalabilir"

 Tekfen Tarım Genel Müdürü Emrah İnce, Bloomberg HT Akıllı Tarım programında "Pazarda tohum müşterilerinde yüzde 25-30 azalma var. Önümüzdeki sene Türkiye'de tahminim 4,2-4,5 milyon ton arasında bir üretim gerçekleşebilir." diye konuştu.

Patates tohumu üreticisi olan Tekfen Tarım, patates üretiminde önümüzdeki sene düşüş olabileceğine dikkat çekti.Patates üretimi gelecek yıl yüzde 25 azabilir


Tekfen Tarım Genel Müdürü Emrah İnce, Akıllı Tarım programına katıldı.


Patates ve kuru soğan üreticisinin zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Emrah İnce, "Biz de bu işin içerisinde patates tohumu üreticisi olarak yer alıyoruz. Pazarda tohum müşterilerinde yüzde 25-30 azalma var. Önümüzdeki sene Türkiye'de tahminim 4,2-4,5 milyon ton arasında bir üretim gerçekleşebilir. 5,2 milyon tondan daha düşük bir üretim gerçekleşecek" öngörüsünde bulundu.


27 Nisan 2021 Salı

Yağ fiyatlarında ‘B’ planı

 Dünya genelinde yemeklik yağ fiyatları 10 aydır yükseliyor ve henüz düşüş sinyali vermiyor. 2021’in geri kalanında fiyatların artışını sürdüreceği tahmin ediliyor. Uzmanlara göre sektörün şekillenmesinde ‘B’ önemli çünkü ‘Biyodizel’ ve ‘Biden’ı temsil ediyor.

Tarımsal emtiada son bir yılda en yüksek enfl asyon küresel yemeklik yağ endüstrisinde yaşanırken, fiyatlar yakın zamanda düşüş sinyali vermiyor. Azalan üretim ve düşük stok palm, soya, kanola ve ayçiçek yağı fiyatlarında 10 aydır artışa neden oluyor. Geleneksel olarak üretimin arttığı mart ayında palm ve soya fiyatlarında beklenen gerileme henüz gerçekleşmedi. Sektör uzmanlarına göre yılın geri kalanında fiyatların şekillenmesinde iki ‘B’ yani ‘Biyodizel’ ve ‘Biden’ önemli rol oynayacak. Yemeklik yağ fiyatları güçlü seviyelerini koruyor. Rusya ve Ukrayna’nın ihracat kotası ayçiçek yağı fiyatlarını artırıyor. PK-Inform'un verilerine göre, dünyanın en büyük Ayçiçek yağı ihracatçısı Ukrayna'nın ihracat fiyatı geçtiğimiz hafta 15 dolar/ ton arttı. Mayıs-Haziran teslimi fiyat 1550-1565 dolar/ton FOB seviyesine geldi. Ukrayna, ayçiçek yağı ihracat miktarını 2020- 21 sezonu için 5 milyon 382 bin ton ile sınırlamıştı. Güney Amerika'daki hava durumu endişeleri, kısıtlı ABD tedariki ve güçlü Çin talebi de soya yağını destekliyor. En büyük bitkisel yağ ithalatçıları olan Hindistan ve Çin, salgın öncesi seviyelerde palm yağı alımı yapıyor fakat üretici ülkelerde stokların son yılların en düşük düzeyinde olması palm yağı fiyatlarının 900 doların üzerinde kalmasına neden oluyor.

2021’de fiyat artışı sürecek
Dünya Bankası, altı aylık emtia piyasaları görünüm raporunda, arz sıkıntısı ve beklenenden daha güçlü tüketim nedeniyle 2022'de istikrar kazanmadan önce, küresel bitkisel yağ ve yemek fiyatlarının 2021'de hızlı bir şekilde artmasının beklendiğini bildirdi. Kuruluş, 2021 Yağ ve Gıda Endeksi beklentisini, ekim ayındaki görünümüne göre yaklaşık yüzde 30 oranında revize etti ve sekiz başlıca yemeklik yağ tipinin 2020-21 sezonunda üretiminde 2.9 milyon ton artış tahmininde bulundu. Böylelikle 2019-20'deki 3.4 milyon tonluk artışın altında kalınacak.

Dünya Bankası endeksinde yüzde 30.2 paya sahip olan palm yağının 2021 yılında ortalama 975 dolar/ton seviyesinden satılması bekleniyor. Palm yağının enfl asyona göre ayarlanmış fiyatı 969 dolar/ton ile mart ayındaki beklentilerin üzerinde tahmin ediliyor. Fiyatların 2025 yılına kadar 900 doların üzerinde kalacağı öngörülüyor. Uzmanlar, geçen ay düzenlenen bir konferansta Malezya türev piyasalarında gösterge fiyatın haziran ayında 801.75 dolara düşeceği tahmininde bulunurken, LMC International başkanı James Fry, Avrupa’da fiyatların 925 dolara ineceği beklentisini dile getirmişti.

Endonezya ve Malezya’da stoklar düştü
Fiyatların güçlü kalmasında üretim sıkıntılarının payı büyük. Dünya palm yağı üretiminin yaklaşık yüzde 85'ini karşılayan Endonezya ve Malezya'daki stoklar, bu yıl pandeminin yol açtığı işçi sıkıntısı ve Güneydoğu Asya'daki kötü hava koşullarının üretimi engellemesinden ötürü rekor düşüşler gördü. Özellikle Malezya'daki palm yağı plantasyonları, salgınla ilgili kısıtlamaların, iş gücünün yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan yabancı işçilerin tarlalara geri dönmesini engellediğinden önemli miktarda azaldı. Buna karşın en büyük ithalatçı konumundaki Hindistan'ın alımları mart ayında yüzde 33.5 artışla 526.463 tona yükseldi.

Biden ve Biyodizel etkisi
Sektör uzmanlarına göre yılın geri kalanında fiyatların şekillenmesinde iki ‘B’ yani ‘Biyodizel’ ve ‘Biden’ önemli rol oynayacak. Zira talep tarafındaki artışın Joe Biden’ın 2020'de ABD başkanlığını kazanmasının ardından yükseldiği dikkat çekiyor. Biden'in seçilmesinin ardından yeşil enerji projelerinin gündeme gelmesi biyodizel yapmak için kullanılan bitkisel yağlara olan talebi artırdı. Biyoyakıt endüstrisinden gelen ilave taleple soya yağı fiyatları 10- 15 sent/pound fazla fiyatlandı. Oil World analiz şirketine göre, bu yıl Biyodizel talebinin 2.2 milyon ton artması beklenirken, 17.9 milyon ton palm yağı Biyodizel ve trans yağ üretimine gidecek.

Spekülatif fiyat artışı sürebilir
Birçok analiste göre ABD Doları’nın zayıfl aması ve merkez bankalarının destekleyici para politikaları yeni bir emtia süper döngüsünü tetikleyecek. Emtia danışmanlık şirketi LMC International başkanı James Fry, stokların zaten düşük olduğu bir ortamda emtiayı hedefl eyen spekülatif alımların yağ fiyatlarını çok daha uzun bir süre yüksek tutabileceğini kaydediyor. S&P Global Platts Tahıllar ve Yağlı Tohumlar Analizleri Başkanı Peter Meyer de, "Arz-talep tarafından yağ piyasasını destekleyecek unsurlar olduğunu ancak bunların çok da güçlü olmadığını söylüyor. Meyer, fiyatlarda son aylarda yaşanan yükselişin bir kısmının spekülatif olduğunu belirtiyor.

Alıntı:
https://www.dunya.com/emtia/yag-fiyatlarinda-b-plani-haberi-619216

23 Nisan 2021 Cuma

Çiğ süt fiyatı 2,9 lira olarak belirlendi

 21.04.2021

Ulusal Süt Konseyi, soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatını litre başına 2,9 lira olarak belirledi.

Ulusal Süt Konseyi, 1 Mayıs-30 Haziran döneminde geçerli olmak üzere soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatını oluşturdu.

Konseyin internet sitesinde yer alan açıklamada, 11 Aralık 2020'de soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Ocak 2021-30 Nisan 2021 tarihlerini kapsamak üzere litre başına 2,8 lira olarak belirlendiği anımsatıldı.

Piyasa koşullarında yaşanan değişiklikler sebebiyle çiğ süt fiyatının yeniden belirlenmesi ihtiyacının ortaya çıktığına işaret edilen açıklamada, "Çiğ süt üretiminde kalitenin artırılmasını ve üretici gelirlerinin yükseltilmesi ile süt ürünleri üretiminde verimliliğin sağlanması amacıyla çiğ sütün tavsiye fiyatının kalite esaslı açıklanmasına karar verilmiştir." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Çiğ İnek Sütünün Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'de yer alan sınıflandırma kriterlerince 1 Mayıs-30 Haziran 2021 döneminde geçerli olmak üzere; soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatının A sınıfı için litre başına 2,9 lira, B sınıfı için 2,85 lira, C sınıfı için 2,8 lira olarak belirlendiği bildirildi.

Açıklamada, "Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda 2021 yılı mayıs ve haziran aylarına ait çiğ süt destekleme priminin litre başına 0,30 lira olarak belirlendiği bilgisinin edinildiği" de aktarıldı.

Yağ ve süt oranı dikkate alınacak
Konseyin internet sitesinde çiğ süt tavsiye fiyatına ilişkin tablo da yayımlandı. Tabloda, yağ ve protein değerlerine göre hangi sınıf süte hangi fiyatın uygulanacağı bilgisi yer aldı.

Buna göre, mevcut litre başına 2,8 lira olan çiğ süt tavsiye fiyatı yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein değeri içeren süt için uygulanıyor.

1 Mayıs-30 Haziran döneminde ise yüzde 3,5 ve üzeri yağ, yüzde 3,1 ve üzeri protein değerine sahip sütler A sınıfı olarak, yüzde 3,2 ve yüzde 3,5 arasında yağ, yüzde 3 ve yüzde 3,1 arasında protein değerine sahip sütler ise B sınıfı olarak belirlendi. Yağ değeri yüzde 3,2'den az, protein değeri ise yüzde 2,9 ve 3 arasındaki sütler ise C sınıfı olarak tespit edildi.

Kaynak:
https://www.dunya.com/sektorler/tarim/cig-sut-fiyati-29-lira-olarak-belirlendi-haberi-618611

18 Nisan 2021 Pazar

Patatesin kutsallığı

 2020 yılında patates arzı ve talebi arasında denge kurulamayınca çiftçinin elinde stok kaldı. Devlet bu defa atak davrandı. Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO, 2002’den önce kurulmuş olup halen satılmayan ender kurumlardan biridir) fazla ürünü almasını ve bunu da halka dağıtmasını istedi. Dünya Başkenti, Büyük Finans Merkezi oldu denilen İstanbul’a gelen dört kamyon patatesi kentin Vali Yardımcısı törenle karşıladı bir de nutuk söyledi.


Nereden nereye geldik diye düşündüm, patatese tören yapılmasının şaşkınlığı için de bu yazıyı kaleme aldım. Önce biraz ansiklopedik bilgi verelim. Patates “patlıcangiller” (solanaceae) familyasından, Latincesi  solanum tuberosum. Adı, Peru’da bir kabile dili Quechua’cadan geliyor. Patatesin vatanı Peru ve Bolivya ve yaklaşık 8000 yıllık tarihi var. Bilinen tüm kutsal dinlerden önce varmış.  Patates nişasta yoğun bunun yanında içinde C, B₁ ve K vitaminleri, proteinler, çeşitli aminoasitler ve nikotinik asit barındıryor.  Bu özellikleri nedeni ile patatese “halk doyuran” diyebiliriz. Üstelik patates hemen her yer de yetişiyor. Patatesin belalısı Phytophthora infestans (mildiyu) mantarı, eğer bir tarla/bölge bu mantarı kaptı ise ürünün tamamını yitiriyorsunuz. 


Patates Amerika kıtasının keşfi sonrası 1534 Avrupa’ya gelmiş, önceleri pek beğenilmemiş, sonra hızla tüketilmeye başlanmış, 1590’da İsviçreli botanikçi Gaspard Bauhin Latince ismini vermiş. Bazı yerler de “İncil” de adı geçmiyor diye şeytan bitkisi olarak görülmüş ve lanetlenmiş. İskoçya da bu düşünce bayağı yaygınlaşmış. Buna karşın komşu İrlandalılar fakirliğin de etkisi ile patatesi çok sevmişler. Hatta XVII. Yüzyıl da İrlanda patates ülkesi haline gelmiş. Patates severlikte İrlanda yalnız değildir, Almanya, Fransa, Macaristan başı çekmiş, daha sonra tüm Avrupa patatesçi olmuş (Zolatan Fabri’nin Macarlar filmi hem faşizmi hem de patatesi anlamak açısından öneririm). Elbette bu eğilim bir nedeni var: Yoksulluk. Patates kolay ve düşük maliyetle yetiştirilmekte, üstelik de doyurucu. Halk bundan fazla ne ister ki, o yüzden de Patates dinciler rağmen adeta “kutsanmış gıda” olur.


Patates aynı zaman da politik bir sebzedir. İrlanda’nın 1844 yılında yaşadığı mantar hastalığı sırasında yaşanılanlar buna örnek gösterilebilir. Mantar, yoksul İrlandalıların elinden ana yiyeceklerini aldı. İrlanda açlığa mahkum oldu. 1847 yılına gelindiğin de patates üretimi yapılamadı. Açlık arttı. İrlandalılar Kraliçe Victoria yasaklasa da ülkeden kaçmaya başladılar, özellikle de ABD’ye gittiler.1870’lere gelindiğin de İrlanda nüfusu yaklaşık 3 milyon azaldı. İngiltere yardımda yavaş ve nekes davrandı. İrlandalılara yardım umulmayan bir ülkeden geldi.


Osmanlı İrlanda halkının yanında


Osmanlı Devleti Padişah Abdülmecid’in özel ilgisi ile İrlanda krizini takibine almıştı. Abdülmecid İrlanda’ya 10 bin Sterlin göndermek istedi, ancak bu kadar büyük yardımı İngiltere Kraliçesi bile yapmadığından buna izin verilmedi, bin Sterlin yardım yapılabildi. Buna rağmen 1847 de dört Osmanlı gemisi İrlanda’ya tahıl götürdü. İngiliz ablukası nedeni ile gemiler yüklerini Drogheda Limanı’nda boşalttı. Bu yardımdan dolayı halen Drogheda kentinin sancağında ay-yıldız bulunmakta.




Kaynak: https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Tarim-111


Türkiye’ye patates 1800’li yılların sonunda geldi. Halk çok sevdi. Değişik adlar verildi. Örneğin İç Anadolu bölgesinde adı “gumpür dü”. Ekmekten sonra en çok tüketilen gıda oldu. Yıllar itibari le üretimi arttı, fazlası ihraç edildi. 2002 sonrası Tarım sektörü büyük ölçüde gözden düşürülünce patates de bundan payını aldı. Üretimi yerinde saydı, hatta kimi yıllar ithal ettik. 2002 yılında 2002’ye patates üretimi aynı kaldı. 5.200 bin ton. Benzer tablo halkın katık olarak gördüğü kuru soğan için de geçerli. 2002 yılında kuru soğan üretimi 2.050 bin ton iken 2020 de üretim ancak 2.280 bin tona ulaşabildi.


Halk patates soğan kuyruğundan memnundur. Hatta 2019 yerel seçimleri sırasında halkımız bu kuyrukları “varsıllığın göstergesi” olarak gördüğünü söyledi. Halk ne söylerse doğrudur popülizminin doruklarındayız. Üzüntüm Aşık Mahzuni Şerif’e dir. Işıklar içinde yatar iken bu türküyü boşuna mı yaktım diye düşünür mü diyerek.


Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana şiirinden:


Milletin sırtından doyan doyana


Bunu gören yürek nasıl dayana


Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana


Bilmem söylesem mi söylemesem mi.


Önerilen Kitaplar: R. Salaman, The History and Social Influence of the Potato.


Öner Günçavdı, Yolun sonu.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/patatesin-kutsalligi/618036


Ayten Çöl: Tarım sektöründe dev bir kadın

 Ayten Çöl örneği, kadın girişimcilerimizin hemen her sektöre başarıyla yayıldıklarını kanıtlıyor. Amasya’da babasından kalan çiftliğinde sözleşmeli tarım yaptı. Hiç kredi kullanmadı. Kiraz ve elma gibi moda ürünlerden hep uzak durdu.


Ayten Çöl, Amasyalı büyük bir toprak sahibinin evladı. Babası Faruk Çöl, hem bir toprak sahibi hem de bir politikacı. Yassıada'da yargılandı, 1967'de serbest kaldı. Ankara'da evinin kapıcısı tarafından öldürülünce, kızı Ayten Çöl, 17 yaşında, 2.800 dönümden oluşan Kılçak Çiftliği’nin başına geçti.


Çöl için tek dürtü “babasının anısını en iyi şekilde yaşatabilmekti.” Toprağa göz dikenler çıktı. Ciddi bir hukuk mücadelesi verdi, tarım yapmayı, toprağı işlemeyi öğrendi. Bu arada yüksek eğitimini tamamladı, arkeolog oldu. Geldingen Ovası’nda Yeşilırmak’ın bir kolunun yanında kurulu olan çiftliğin önemli özelliği tek parça olması. Suyu yöneten regülatörü var. Ayten hanım, hep ileri tarım tekniklerini uyguladı. Yetiştiricilikte girdi yetiştirme esaslı bir üretim anlayışını esas aldı. Sözleşmeli tarım yaptı. “Sezon sonunda fiyat indirimi yapılmaz” hükmü, sözleşmelerinde eksik olmadı. Kiraz ve elma gibi ''moda ürünler'' in yetiştiriciliğinden uzak durdu.


Çiftçilik sürerken bir yandan da Almanya’da kendi dalında doktora çalışması yaptı. Ama Kılçak Çöl Çiftliği’ni hiç bir ekim ve hasat döneminde boş bırakmadı. Amasya Ovası’nda patatesi ilk yetiştiren kişi oldu. Dönümde 700 kg. verim alarak mısır yetiştiriciliğinde bir dünya rekoru kırdı. Şimdilerde yeni hedefi örtü altı sebze yetiştiriciliği yapmak. Ayten hanım, çiftçilik yaşamında kredi kullanmadı, hibelere hiç itibar etmedi. İstihdam ettiği 10 ailenin çiftlik içinde konutları var. Çocukların eğitimi için özel ulaşım aracı sağlanıyor. Eylemli çiftçilikte 50. yılını geride bırakan Ayten Çöl, Garanti Bankası’nın yarışmasında “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” seçildi.


“Erkek egemen dünyada bir kadın çiftçi olma mücadelesi” ona yaşamın en öğretici yanıydı. Tek parçalı bir toprakta en büyük girişimcinin bir kadın olması çok şeyler söylemiyor mu?


DÜNYA olarak Dr. Çöl’ü kutlarken, her alanda kadın girişimci görmenin heyecanını yaşıyorum.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/ayten-col-tarim-sektorunde-dev-bir-kadin/616570


10 Nisan 2021 Cumartesi

Tarımda programlı damla sulama yüzde 25 tasarruf, yüzde 33 verim artışı sağladı

 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliğinde yürüttüğü ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen ‘Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım’ projesi kapsamında “Etkin ve Programlı Sulama Çalıştayı” düzenledi.


FAO tarım uzmanı Fazıl Düşünceli, iki yıl süresince Konya ve Karaman’da gerçekleştirilen sulama demonstrasyon çalışmalarının sonuçlarının beklentilerin üzerinde olduğunu belirtti.


Çalıştayda çalışmaların saha uygulamalarını yürüten Konya Selçuk Üniversitesi Öğretim Görevlileri Duran Yavuz ve Sinan Süheri, Konya Kapalı Havzasında tarımda sulama ile ilgili olarak yaşanan sorunlar ve etkin su kullanımının önemi hakkında bilgiler vererek proje kapsamında yapılan etkin ve programlı sulama çalışmalarından elde edilen sonuçları paylaştı.


Proje kapsamında, FAO, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın merkez birimleri, il ve ilçe müdürlükleri ile Selçuk Üniversitesi Konya Teknokent iş birliği içerisinde 2019- 2020 yıllarında Konya’nın Cihanbeyli, Emirgazi, Ereğli, Karapınar ve Sarayönü ilçeleri ile Karaman’ın merkez ve Ayrancı ilçelerinde demonstrasyon çalışmaları gerçekleştirildi.


Bu çalışmalar çerçevesinde 28 lokasyonda mısır ve şekerpancarı damla sulama sistemleri, 11 lokasyonda da elma için yeraltı damla sulama sistemleri kuruldu ve bu alanlarda çiftçilere programlı ve azaltılmış sulama teknikleri konusunda eğitimler verildi.


Her biri 2.5 hektar alanda gerçekleştirilen şekerpancarı ve mısır demonstrasyonlarında, programlı sulama yöntemiyle su ve enerji tasarrufu yanında verim artışı anlamında önemli kazanımların elde edilebileceği ortaya kondu.


İki yıllık uygulamalı saha çalışmalarının ortalama sonuçları dikkate alındığında; geleneksel sulama uygulamalarına göre programlı damla sulama ile şeker pancarında yüzde 25.5 su tasarrufu, yüzde 23.2 elektrik enerjisi tasarrufu sağladı.


Yine programlı damla sulama ile danelik mısırda yüzde 23.5 su tasarrufu, yüzde 23.9 elektrik enerjisi tasarrufu ve silajlık mısırda ise yüzde 20.1 su tasarrufu ve yüzde 16.4 elektrik enerjisi tasarrufu sağlandı.


Ayrıca, bütün bu tasarrufların yansıra programlı sulama uygulamaları ile şeker pancarı şeker veriminde yüzde 9.0, danelik mısırda yüzde 29.2, silajlık mısırda ise yüzde 32.9'luk bir verim artışı sağlandı.


Programlı sulama demonstrasyonlarının mısır ve şekerpancarı için 12 lokasyonda, elma için 11 lokasyonda devam edileceği vurgulandı.


Sulama ile ilgili çalışmalara ek olarak, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile 7 ilçede uygulamalı çiftçi okulları çalışmaları kapsamında kışlık hububat ekilişlerinde doğrudan toprak işlemesiz ekim uygulamaları ile mera ıslahı çalışmalarının, Tarım İl ve İlçe müdürlükleri ile dört orta ölçekli çiftlikte biyogaz demonstrasyonlarının ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü ile de 5 ilçede kuru şartlara uygun nohut çeşit ve doğrudan ekim tekniklerinin demonstrasyonlarının gerçekleştirileceği belirtildi.


Kaynak:

https://www.bloomberght.com/tarimda-programli-damla-sulama-yuzde-25-tasarruf-yuzde-33-verim-artisi-sagladi-2278226